06 Ocak 2009
Salı 23:29
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
Çankırı
İlçe Sayfaları
  Atkaracalar
  Bayramören
  Çerkeş
  Eldivan
  Ilgaz
  Kızılırmak
  Korgun
  Kurşunlu
  Orta
  Şabanözü
  Yapraklı
Vali
Belediye Başkanı
Milletvekilleri
Siyasi Partiler
Hastaneler
Doktorlar
Eczaneler
Avukatlar
Firmalar
Sivil Toplum
İlimizi Tanıyalım
Haber Arşivi
TEMSİLCİ
Bayram Demir

 

Çankırı İlimizi Tanıyalım
Dil-Halk Bilgisi
Genel Bilgiler
Gezilecek Yerleri
Hayatın Dönüm Noktaları
İnanışlar
Kalıplaşmış Sözler
Nasıl Gidilir?
Oyun-Spor
Şiirler-Maniler-Ninniler-Ağıtlar
Tarihçesi
Yerel Etkinlikler
Yöresel Kıyafetleri
Yöresel Yemekleri
Şiirler-Maniler-Ninniler-Ağıtlar

Şiirler

ILGAZ
Yıldızlar çamlara değer de geçer
Gün buradan başını eğerde geçer
Sular dizlerini döğerde geçer
Bir Ilgaz, Er Ilgaz, Ilgaz, Yar Ilgaz
Dalı var, göklere yeşil direktir.
Gülü var, dağlara düşmüş yürektir
Yolu var, içinde gitsek gerektir.
Başında bir tavus tuğ gibi çamlar
Karşıdan bir zümrüt çığ gibi çamlar
Bir Ilgaz, Er Ilgaz, Ilgaz, Yar Ilgaz

Zeki Ömer DEFNE

MERSİYE
Sen uçtun ey baba cennete, bizi
Babasız, kimsesiz, yetim bıraktın.
Gözlerimiz döker yaş dizi dizi
İçimize sönmez ateş bıraktın.

Der idin:”Okusun evlatlarımız”
Bu muydu Allah’tan muratlarımız?
Kırıldı kolumuz, kanatlarımız
Bizleri emanet kimlere bıraktın

Bayramda öpelim kimin elini?
Felek cümlemizin büktü belini.
Kırdı kalbimizin ince telini
Bizleri kederli, dertli bıraktın.

Ahmet Talat ONAY

Maniler

Çankırı yöresine özgü manilerde göze çarpan en önemli özellik, manilerde yerel ağzın çok belirgin olmasıdır. Ağırlıklı olarak aşk, sevda ve doğa temalarının işlendiği manilerde hasret, vuslat, ölüm vb. konular da işlenir.

Çankırı'ya özgü manilerden birkaç örnek aşağıya alınmıştır.

Ata binen ağadır
Atın yönü dağadır
Ela gözlü sevgilim
Bu maniler sanadır

Al eline kalemi
Yaz başına geleni
Seni sevdim seveli
Oldum gönül veremi

Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Çankırılı derler
Biz güzeli severiz

Bir dalda iki ceviz
Aramız derya deniz
Sen orada ben burada
Ecelsiz öleceğiz

Bugün ayın onudur
Has buğdayın unudur
Evliye gönül verme
Eve giden unutur

Bu dünya arsızındır
Kara gün yarsızındır
Nerde bir dilber varsa
O da uğursuzundur

Bir değirmeni şal aldım
Dağlar başında kaldım
Beklemeye can dayanmaz
Seni Allah'a saldım

İndim çeşme başına
Sabun koydum taşına
Sevda nedir bilmezdim
O da geldi başıma

Güvercinin alacası
Güzelin karacası
Bir kız bir yiğit vurmuş
Gidiyor selacısı

Geminin başındayım
On iki yaşındayım
Eller ne derse desin
Ben yarin peşindeyim

Ak gülüm pembe gülüm
Söylesene bülbülüm
Ne dedim de darıldım
Çürüsün benim dilim

Al yastığı yüzledim
Yere koydum düzledim
Eller benim kahyam mı
Çıktım çıktım gözledim

Akşamlar oldu gene
Badeler doldu gene
Baş bozuk hotuz eğri
Yavruma ne oldu gene

Alaca karga olayım
Çatınıza konayım
Yoldan geçen yolcudan
Ben yarimi sorayım

Ak kağıt san kağıt
Ağlarım saat saat
Sen orada ben burda
Olur mu hiç can rahat

Ak inciydim ezildim
Ak gerdana dizildim
İster al ister alma
Ben alnına yazıldım

Armudun irisine
Ben yandım dirisine
Bunda darılmak olmaz
Sen de yan birisine

Asmada üzüme bak
Netime benzime tak
Be kadar dargın olsan
Gülerek yüzüme bak

Ayna düştü elimden
Karıştı gazellere
Gözüm çapkın alışmış
Bakıyor güzellere

Ayva yaprağı sararmış
Yarim beni ararmış
Kara gözlü sevgilim
Gece gündüz yanarmış

Ninniler

Çocukları uyutmak için söylenen basit monoton ezgilerdir. Dörtlüklerden meydana gelir. Her mısranın sonunda ninni sözünün her dörtlüğün sonunda hu veya ee ee denilesi adettir.

Bülbülü var kafeste,
Altını vardır feste,
Uyusun oğlum büyüsün,
Çengi kızım sen sus da.

Dağa vardım dağ yanar,
Dağda tavşanlar uyur.
Eve geldim yavrum büyür,
Uyusun yavrum ninni.
* * *
Öte geçenin bulutu,
Beri geçeye yürüdü.
Uyku benim yavrumun.
Gözlerini bürüdü.
* * *
Karga karga gak dedi,
Çık şu dala bak.
Karga seni tutarım.
Yavruma çorba yaparım.

Kuyumcular işliyor,
Hançeri gümüşlüyor.
Benim bir tek yavrumu,
Hak bana bağışlıyor.
* * *
Nenni, nenni neneşir,
Mahalleyi dolaşır.
Mahallenin kızları,
Yavrum ile oynaşır.
Ön devesi kahve yüklü,
Art devesi çadır yüklü.
Saltanatlı samur kürklü,
Uyusun yavrum nenni.

Ağıtlar

Ağıtların kaynağı şamanizme kadar dayanır. Orhun kitabeleri ve Divan-ı Lügat-it Türk’tede bahsolunur. Genellikle ihtiyar kadınların, ninelerin söylediği ağıtlar ölüm üzerinedir. Ölü toplum üzerinde etkisi olan kişiler, felaket, kayıplar, ayrılık, gelin giden kız, genç yaşta hastalık, cinayet ve kaza nedeniyle ağıtlar yakılır ve söylenir.

Ayrılıkla İlgili Bir Ağıt
Bir yanım ah çeker, bir yanım ağlar
Yine dumanlandı dağların başı
Akıtalım gözlerden kan ile yaşı
Yandım gine dağlar oy oy

Ölümle İlgili bir Ağıt
Düşmanların hali yerde buldular
Öldürelim diye kavil kurdular
Abidin’i ta ciğerinden vurdular
Beni bu halimde gören ağlasın
Alnı top kaküllü yarim ağlasın

Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı