Tarihi Yerler
Ravanda Kalesi
 Kilis İli Polateli İlçesi Belenözü köyü yakınındaki Ravanda Kalesi, Kilis kent merkezine 24 kilometredir.
Kalede arkeolojik bir çalışma yapılmadığından aidiyeti hakkındaki bilgiler yoruma ve yörenin ilk sahiplerine dayanmaktadır. Yesemek’teki Hitit Heykel İşliği yöreye yakın olduğundan kalenin Hitit yapısı ya da Hititler tarafından kullanıldığı görüşü oldukça yaygındır.
Ravanda Kalesi’ne ait basılı kaynaklara dayalı bilgiler XI.Yüzyıla ve bu yıllardaki Haçlı Seferleri’ne dayanmaktadır. 1097 yılından itibaren adından sıkça söz edilen kale, I.Haçlı Seferleri’ ne katılan BAUDOİN’le anılmaya başlandı ve giderek ünlendi.
XII.Yüzyıldan XVI.Yüzyılın başlarına kadar çeşitli beylik ve devletlerce (Selçuklu, Artuklu, Eyyübi, Memluk/Kölemen) kullanılan Ravanda Kalesi, 1516 yılından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.
İslam kaynaklarında “er-Ravendan” , Haçlı kaynaklarında “Ravendel / Ravandal / Ravenel” , Ermeni kaynaklarında da “Aréventen” olarak geçen kale, tarihsel süreç içersinde bölgeye egemen tüm beylik ve devletlerce garnizon olarak kullanılmıştır. Özellikle VII.Yüzyılın ortalarında bölgede yaşanan Hıristiyan – Müslüman çatışmasında “Avasım, Sügur” adı verilen bölge içinde kalan Ravanda Kalesi, İslam devletlerince Hıritiyan Bizans’a karşı verilen savaşlarda önemli bir askeri üs olmuştur.
Ravanda Kalesi görüş açısı oldukça geniş, yüksek konik bir tepe üzerine inşa edilmiş ve tepenin yamaçları da çıkışı engelleyecek kadar diktir.
Kaleye ait tüm yapılar zirvedeki düzlükte olup, düzlük sularla çevrilidir. Surları, köşeli ve yarım yuvarlak burçları, su sarnıcı ve oldukça büyük bir yapıya ait olduğu sanılan yapı kalıntısı kaleden günümüze kalan mimari başlıca mimari değerlerdir.
Kasteller (Çeşmeler)
Yerel ağızda “çeşme” anlamında kullanılan bu sözcük, Arapça kökenli olmasına karşın Karacaoğlan’ın dizelerinde de yer almıştır. “Munbuc’un kapısı altın tokalı / Kimse yaptırmamış felek yıkalı / Ulu şadırvan çatal birkeli / Katsalında apdest alanlar hani. Karacaoğlan Hayatı ve Şiirleri, S.N.ERGUN, 1942, s.101”
İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur. Aşağıda açıkladığımız kasteller taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiş yapılardır.
Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.
Salih Ağa Kasteli
Tabakhane Mahallesi’nde Tabakhane Camisi yakınında olan bu kastel, 1855 yılında Salih Ağa adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır.
Yol kotundan biraz aşağıda, sundurmalı bir yapı olan bu kastelin bir ana girişi, iki de yan girişi vardır. Kasteli gösterişli kılan sivri kemerler ayaklara bindirilmiştir. Kastelin önündeki musluğun altında taştan yapılmış bir tekne; ayna taşının da iki yanında maşrapa koymağa yarara birer tane niş (maşrapalık) vardır.
Taştan yapılmış yazıtının çevresi bitki ve zincir desenli motiflerle süslenmiş, sivri kemerli bir pano içersindedir.
Günümüzde suyu olmayan bu kastelin suyu, geçmişte İlezi yöresindeki beş ayrı kaynaktan sağlanırmış.
İpşir Paşa Kasteli
Şehit Sakıp Mahallesi’nde İpşir Paşa Caddesi’ndedir.
Dikdörtgen planlı, önü sundurmalı bir kasteldir. İki girişi sivri kemerli olup, kemerler
ayaklar üzerine oturtulmuştur. Kastelin ana girişini sağlayan sivri kemerin tepesinde çevresi zincir biçimli bir motifle süslenmiş bir delik ve bunun iki yanında bitki desenli motiflerle süslenmiş birer rozet vardır. Ana girişin solundaki kemer ise yalındır.
Ayna taşının üzerinde bulunan ve çeşitli desenleri içeren (yaprak, palmet) yapım, onarım yazıtları ile rozeti mermer olup, oldukça dikkat çekicidir.
İpşir Paşa Kasteli lülesi, yazıtları, su teknesi,sekisi, maşrapalık olarak kullanılan iki küçük nişi ve rozetiyle döneminin özelliklerini yansıtan, tipik bir Osmanlı çeşmedir.
Günümüzde suyu akmayan kasteli 1654 yılında sadrazam Mustafa Paşa (İpşir Paşa) yaptırmış ve suyunu da İlizi yöresinden getirtmiştir.
Fellah Kasteli
Ebulula Mahallesi’nde Tokatlı Reşit Sokağı ile Mercidabık Caddesi yakınındadır.
Arapça adının dilimizdeki karşılıklarından biri “ekinci, çiftçi, ekin eken ve biçen;” sözcüğü olduğundan bu kastel daha çok bu tür insanları gereksinm
1643 yılında yapılan bu kastel, canlı (kaynak kişi) ve yazılı kaynaklara göre yörede Belediyece yapılan yol çalışmaları sırasında yeri değiştirilmiş ve özgünlüğünü yitirmiştir.
Dikdörtgen bir planı içeren yapı sundurmalı olup, tek yönlüdür. Yüzeysel bir nişe yerleştirilen musluklar yapının önünde olup, yol kotundan birkaç basamak alttadır.
1643 yılında Hasan Ağa tarafından yaptırılan kastelin biri yapım diğeri onarım olmak üzere iki tane yazıtı vardır.
Halen akmakta olan suyu, Kurdağa Kasteli’nden gelmektedir.
Kurdağa Kasteli
Bölük Mahallesi’nde Kurdağa Caddesi ile Binbaşı Sokağı yöresindedir.
1635 yılında Kilis voyvodası Kurdağa tarafından yaptırılmış tek girişli bir çeşmedir.
Ön yüzü düzgün kesme taş, arka tarafı moloz taşlarla örülmüştür. Kastelin önünde sivri kemerli derin bir niş ile ayna taşının iki yanında maşrapa koymaya yarayan (maşrapalık) sivri kemerli iki niş daha vardır.
İkinci bir su deposu, hayvanların kullanımı için yapılmış ayrı bir teknesi (yalak) de olan yapıya sonradan üç yandan açık kemerli ve üzeri kubbe ile örtülü bir sundurma eklenmiştir.
Yazıtı olmayan kastelin suyu halen akmakta olup; Kalleş Dağı yöresindeki Mıh Kuyusu adı verilen kuyulardan sağlanmaktadır.
Nemika Kasteli
Deveciler Mahallesi Adnan Menderes Parkı köşesindedir.
1911 yılında Abuş Hanım adlı bir hayırseverin, kızı Nemika Hanım için yaptırdığı bu kastel sonradan yapılan onarım ve müdahalelerle özgünlüğünü yitirmiştir.
Yapının bir duvarı düz olup diğer üç duvarı sağır kemerlidir. Kastelin görünümü etkileyen süslemeler, yuvarlak kemerler ile bunların oturduğu mukarnaslı konsollardır.
Yazıtı yıpranmış olan kastelin suyu halen akmakta olup, Koyunoğlu yöresindeki kuyulardan gelmektedir.
Hamamlar
Kilis’te taşınmaz kültür varlığı günümüze ulaşan beş tane hamam vardır. Eskiden bu hamamlar, katı evsel atıkların (yöredeki adı ‘külhan zibili’) yakılmasıyla ısınır (külhanda yanan zibilin külüne ‘kursümbül / kursünbül’ denir; duvar sıvasında ve damlarda dolgu malzemesi olarak kullanılır) ve kentte bugünkü gibi vahşi çöp deponi alanı olmazmış. Bu alışkanlık yöre ağzında “külhan zembili (külhanda yakılacakların doldurulduğu hasırdan yapılmış araç)” , “külhan zibili (hamamda yakılmak üzere toplanan katı atıklar)” , “külhan şilifi ( külhanda yakılacakların doldurulduğu kıldan yapılmış büyük torba)” , “külhancı eşeği (külhan zibili ve külhan şilifi taşıyan eşek)” gibi söz öbekleri doğurmuştur.
Belirttiğimiz bu hamamlar haç planlı, dört eyvanlı ve köşe hücreli olup; hepsinde, “soğukluk, ılıklık, sıcaklık” bölümleri vardır. Kilis’teki hamamlarda bir de “mağdas” adı verilen “su tekneleri” bulunmaktadır. Farklı din ve inançlı kişilerle birlikte yaşayan Kilisli bu “mağdasları” Yahudilerin kullanması için yapmış, yaptırmıştır.
Eski Hamam
Meşhedlik Mahallesi Eski Hamam Sokağı’nda bulunan bu hamamı Emir Kasım oğlu Emir Canbolad yaptırmıştır.
Soğukluk, ılıklık, sıcaklık bölmeleri ayni eksen üzerinde olan bu hamamda sadece soğukluk bölümü düzgün, kesme sarı taştan; diğer bölümleri ise, sarı ve siyah renkli taştan yapılmıştır.
Hamamın girişi sağlayan taç kapı ve düz atkılı üç pencere oldukça dikkat çekicidir. Kapının atkı taşı zıvanalı taşlarla örülmüştür. Buranın üstünde üste sıralanmış; sülüs karakterli yazıyla yazılmış bir yazıt (dikdörtgen biçiminde,yonca yapraklı ), taştan yapılmış düz bir silme ve bir alınlık bulunmaktadır.
Girişten sonra beşik tonozla örtülü bir dehliz ve sonunda sivri kemerli kapısı olan “soyunma yeri” gelir. Mekanı örten kasnaksız kubbe, birbirine sivri kemerlerle bağlanmış dört payeye üzerine oturmaktadır. Kubbenin eteğinde dört pencere, tepesinde konik bir aydınlık feneri, altında sekizgen bir şadırvan ve yanlardaki dikdörtgen biçimli düz atkılı beş pencere bu bölümün diğer ayrıntılarıdır.
Bu bölümden sonra soğukluk bölümü ve ondan sonra da üzeri basık kubbeyle örtülmüş ılıklık bölümü gelir. Geçişleri beşik tonozla örtülü, sivri kemerli dehlizler sağlamaktadır.
Hamamın sıcaklık bölümü dört eyvanlı ve dört halvetli olup; orta mekan yıldız ve altıgen biçimli aydınlık delikleri kaplı basık bir kubbeyle örtülmüştür. Sekilerle çevrili olan sıcaklık bölümünün ortasında beyaz ve kırmızı mermerden yapılmış sekizgen biçimli bir göbek taşı vardır.
Hoca Hamamı
Kimin yaptırdığı kesin olarak bilinmeyen Hoca Hamamı, Kilis’in en eski hamamı olup; Vaiz Mahallesi Mehmet Paşa Sokağındadır.
Soğukluk, ılıklık, sıcaklık bölümleri aynı eksen üzerinde olmayan bu yapıda düzgün kesme taşlar kullanılmıştır.
Yapının güneybatı köşesinde bulunan portal, beşik tonozlu kavsarası ve çiçek motifleri ile süslü kemeriyle dikkat çekicidir. Portaldan, üzeri beşik tonozlu örtülü dikdörtgen planlı dehlize, buradan da soğukluk bölümüne geçilir. Soğukluk bölümü, yan duvarlarında yinelenen kemerle birbirine bağlı payelere oturmuş, bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin altındaki mozaik kaplı şadırvan sonradan yapılmıştır.
Soğukluk bölümünden sonra dehlizle helalara ve ılıklık bölümüne geçilir. Üç kollu haç planlı olan bu bölümde sivri, beşik tonozlu üç eyvan, üzeri kubbe ile örtülü iki hücre ile sonradan bozulan/değiştirilen bir mağtas vardır.
Ilıklık bölümünden sonra basık kemerli kapısı o haç planlı, dört eyvanlı, dört halvetli sıcaklık bölümü gelir. Ortadaki alan ile halvetler kubbe ile eyvanlar beşik tonozlarla örtülmüştür. Ortada büyük ve tek kubbe dört köşede dört küçük kubbenin altında sekiz yıkanma yeri/bölmesi vardır. Merkezi alanın ortasında beyaz, sarı, kırmızı, siyah renkli mermerlerden yapılmış sekizgen biçimli göbek taşı vardır.
Paşa Hamamı
Tekke Mahallesi Sabah Pazarı yöresinde bulunan Paşa Hamamı dikdörtgen planlıdır.
Sivri kemerli derin bir niş içinde bulunan cümle kapısı oldukça görkemlidir. Bu kapının düz atkısı üzerindeki silmelerin yukarısında yapının Kilis Sancak Beyi Canbolad Bey tarafından yapıldığını belirten yazıtı vardır.
Portaldan sonra dehlizlerden geçilerek hamamın soğukluk bölümü gelir. Bu bölümü örten kubbenin ağırlığı sivri kemerlerle köşelerdeki ayaklara bindirilmiştir Dıştan altıgen içten yuvarlak olan kubbe kasnağında sekizgen biçimli aydınlık feneri vardır.
Soğukluk bölümünden iki basamaklı merdivenle soyunma (soyunmalık) bölümüne geçilir. Toplam on üç pencere ile iyice aydınlık olan bu bölümün tabanı siyah beyaz mermerle kaplı olup ortada taştan yapılmış yuvarlak bir şadırvan vardır.
Yapının kuzeybatı yönündeki dehlizin sonunda sivri kemerli bir kapısı olan üç eyvanlı iki halvetli ılıklık bölümü gelir. Kubbe ile örtülü olan halvetler buradaki cam fanuslardan gelen gün ışığı ile aydınlanır. Bu bölümde büyüğü tahrip olmuş küçüğü halen var olan iki su teknesi vardır.
Sivri kemerli bir kapısı olan sıcaklık bölümü haç planlı, dört eyvanlı, dört halvetlidir. Merkezi alan kubbe ile haç planın kollarını oluşturan eyvanlar beşik tonozla örtülüdür. Halvetletler haçın kollarında ve üzerlerinde küçük kubbeler vardır. Tabanı siyah, beyaz, pembe renkli taşla döşeli olan bu bölümün ortasında beyaz mermerden yapılmış sekizgen göbektaşı ve on yedi kurna vardır.
Hasan Bey Hamamı (Çukur Hamamı)
Çaylak Mahallesi Hasan Bey Hamamı Sokak’ta bulunan bu hamamı, XVI.Yüzyılda Canboladoğulları’nın kahyası Hasan Bey yaptırmıştır. Yapının çevresinde sonradan yapılan müdahalelerle hamam yol kotunun altında kaldığından, halkın arasında “Çukur Hamam” olarak anılır.
Hamamın giriş kapısı yapının kuzey yönünde olup dilmeli bir kemer içersinde basık kemerlidir. Buradan dar ve uzun dikdörtgen biçimli dehlizle soğukluk bölümüne geçilir. Ahşap atkılı bir kapısı olan soğukluk bölümü sivri kemerle birbirine bağlanan ve köşelerde dört payeye oturan kubbe ile örtülüdür. Ongen biçimli kasnağı olan kubbenin eteğinde beş küçük pencere ile tepede piramit külahlı bir aydınlık feneri vardır. Sekilerle çevrili olan soğukluk bölümünün tabanı siyah, beyaz, kırmızı taşlarla döşenmiş olup; ortasında taştan yapılmış sekizgen biçimli fıskiyeli bir şadırvan bulunmaktadır.
Dehlizli geçişle varılan ılıklık bölümüne sivri kemerli bir kapıyla girilir. Dikdörtgen planlı olan bu bölümüm üzeri basık bir kubbe ile örtülmüştür. Tabanı sarı, siyah, kırmızı renkli taşlarla döşeli olan ılıklık bölümünde eyvanlar, halvet ve su teknesi (mağtis) vardır.
Ilıklığın güneybatı ucu basık kemerli bir kapısı olan dehlize ve dehliz sonu da sıcaklığa açılır. Haç planlı, dört eyvanlı, dört halvetli olan sıcaklık bölümün orta alanı kubbe ile örtülmüştür. Orta alana açılan eyvanların üzeri beşik tonozlarla örtülüdür.
Tuğlu Hamamı (Yeni Paşa Hamamı, Daltaban Paşa Hamamı)
Şeyhler Mahallesi Efeler Sokak’ta bulunan hamamı; Kilis ve yöresinin yönetiminde bir süre egemen olan (1782-1788) ve daha sonra “paşa” sanıyla ödüllendirilen Daltaban oğlu Mehmet Paşa yaptırmıştır.
Duvarları renkli, düzgün kesme taşlarla; kubbesi tuğla ile örülen hamam 1785 yılı yapımıdır.
Taç kapıdan dehlize, dehlizden basık kemerli girişi olan soğukluk bölümüne girilir. Bu bölümdeki eyvanların üzeri beşik tonozla, ortadaki alanın üzeri de kubbe ile örtülüdür. Kubbenin ağırlığı sivri kemerlerle köşelerdeki dört ayağa aktarılmış olup; tepesinde sekizgen biçimli aydınlık feneri, altında da siyah ve beyaz taşlardan yapılmış sekizgen bir şadırvan vardır.
Tabanı siyah, beyaz, kırmızı renkli taşlarla döşeli olan bu bölümden sonra dehlizli bir geçişle, tabanı siyah, beyaz, sarı, kırmızı renkli taşlarla döşenmiş, ılıklık bölümüne geçilir. Üç eyvan, birinde su teknesi olan iki halvet bulunan bu bölümün üzeri basık kemerli bir kubbe ile örtülmüştür.
Ilıklık bölümünden yuvarlak kemerli giriş kapısı olan haç planlı, dört eyvanlı, dört halvetli sıcaklık bölümüne geçilir. Eyvanlar sivri beşik tonozlarla, orta alan da, kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin altında siyah, kırmızı mermerden yapılmış göbek taşı vardır. Üç eyvanda ve dört halvette birer tane olmak üzere, toplam yedi tane kurna bulunur.
Portal ve portalın bulunduğu yüzeyde kullanılan siyah ve beyaz taşlar ile sarı, beyaz, kırmızı mermerlerle gerçekleştirilen geometrik geçme biçimli silmeler yapının görünen süslemeleridir.
Sivri kemerli küçük kapılı halvetleri; beyaz, kırmızı mermerden yapılmış sekizgen biçimli göbektaşı ve toplam sekiz tane kurnası hamamın göze çarpan diğer özellikleridir.
Konaklar
Konut yaptıracak olanlar ustaya gider:”bizim evde kibleye, boyraza karşı iki taga (pencere) bir kapı ev yaptıracağım.” diyerek taş ustasıyla anlaşırmış.
Yapım işi saptanan zamanda bitmezse ev sahibi çalışanlara yemek verirmiş. ‘Hamislik’ adı verilen bu yemek verilmezse yonucular kendi aralarında ‘şirin gel’ diye karşılıklı konuşurlarmış.
Yonucular işe ustada önce geldiği için evin hanımı ustadan önce tanırlarmış. Usta iş yerine geldiğinde yonuculara !musavat iyi mi?’ diye sorar;musavat yani evin hanımı güler yüzlüyse ‘evet usta musavat iyi’ der; asık suratlı ise ‘yok usta, musavat taş keşkeşe’ dermiş.
Kilis Evi
Konut yaptıracak olanlar ustaya gider: "bizim evde kibleye, boyraza karşı iki taga (pencere) bir kapı ev yaptıracağım. " diyerek taş ustasıyla anlaşırmış.
Yapım işi saptanan zamanda bitmezse ev sahibi çalışanlara yemek verirmiş. 'Hamislik' adı verilen bu yemek verilmezse yonucular, kendi aralarında 'şirin gel' diye karşılıklı konuşurlarmış.
Yonucular işe ustadan önce geldiği için evin hanımı ustadan önce tanırlarmış. Usta iş yerine geldiğinde yonuculara 'müsavat iyi mi?' diye sorar; müsavat yani evin hanımı güler yüzlüyse 'evet usta müsavat iyi' der; asık suratlı ise 'yok usta, müsavat taş keşkeşe' dermiş.
Kilis’te tüm evler avlulu (havuş) olup; taş, kerpiç ve leften (Kilis ve yöresinde taş ocaklarından çıkarılan kirli beyaz renkli yapı taşı) yapılmıştır. Yaşam havuşa dönük olduğundan pencereler avluya açıktır. Dışarıya yani sokak ve caddeye açılan pencere çok azdır.
Geleneksel ‘Kilis Evi’ avlu, mutfak odalar ve mağaralardan oluşur.
Genellikle tek katlı olan kerpiç evler kırsal kesimde, bir ve iki katlı taştan yapılmış konutlar da kent merkezinde, eski Kilis yerleşiminin (Hindioğlu Mahallesi, Tekye Mahallesi,Çaylak Mahallesi, Ketenciler Mahallesi, Salih Efendi Sokak, Hacı Ömer Ağa Sokak, Abidin Ağa Caddesi, Akcurun Caddesi) bulunduğu mahalle ve sokaklardadır. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak kullanılan “Neşet Efendi Konağı (1924/1925), Dağlı Ahmet Bey Konağı, Eski Kaymakam Evi, Süpürgeci Konağı, Müftü Salih Efendi Konağı, Hacı Mehmet Efendi Konağı (1895), Yahya Efendi Konağı (1880/1890), Hacı Muhammed Efendi Konağı / Akıncı Konağı (1895), Kulaksız Binbaşı Konağı ve Mısırlıoğulları Kantarması (kırsal kesimdeki iki katlı ağa evlerine yörede ‘kantarma’ denir) önemli sivil mimari örnekleridir.
Bunlardan “Neşet Efendi Konağı (İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü)” , “YOYAV (Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfı)” ait yapı (Prof.Dr.Alaiddin YAVAŞÇA’nın doğup, büyüdüğü ev) ve “Çok Amaçlı Toplum Merkezi-ÇATOM (Bu yapı 1850 yılında Ermeni kökenli Toros Ağa tarafından konak olarak yaptırılmış daha sonra Şehit Sakıp İlkokulu olarak hizmet vermiştir.) her zaman gezilip görülebilecek mekanlardır.
Neşet Efendi Konağı

Merkez İlçe, Şıhabdullah Mahallesi, Topaloğlu Mevkii, Pafta 4, Ada 65, Parsel 42;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Kilis’te “Konak Tipi” yapıların en güzel örneklerinden biridir.
Kilis eşrafından Neşet Efendi’ye ait olan bu konak 1925 yılında yaptırılmıştır. Konak, bahçe içinde bodrum üzeri iki katlı taş bir yapıdır. Yapıda yöredeki “Kesmelik” adı verilen taş ocaklarından getirtilen kesme taşlar, renkli İtalyan ve Gaziantep mermerleri yanında, doğramalarda “Gomalak” ağacı kullanılmıştır.
Yapının haremlik ve selamlık olmak üzere iki girişi, kendine ait su kuyusu vardır.
Yaşam Alanları- Kullanılan Mekanlar
Avlu (Havuş)
Ana giriş kapısından (cümle kapısında da denilen bu kapılarda kilit, anahtar olmadığından ’kelebi’ adı verilen mandallı açacaklar kullanılırdı) girilen bu açık alanın sağında ve solunda ayakyolu, çardak; hayme (gölgelik); kuyu; ekinlik / ekinnik (avluda çiçek yetiştirmek için ayrılan toprak alan, çiçek dikilen küçük bahçe. Ekinlik ya avlunun orta yerinde olur ya da duvar diplerinde) ; curun (içinde çiğnenerek üzüm taneleri ezilen, önünde küçük oluğu bulunan taş, beton ya da sert ağaçtan yapılmış havuz); buğday, kurutulmuş kırmızı biber, zahter (zehter) döğmeye yarayan soku / sohu (tokmak,soku taşı ile içinde bazı maddeler dövülen büyük havan), mercimek, firik, çekmeye yarayan el değirmeni ...gibi günlük yaşamı kolaylaştıran araç-gereçler ve küllük (kireçli dolayısıyla sert olan sular külle yumuşatıldığından yanan ateşin küllerinin toplanıp biriktirildiği büyükçe kap, küp) bulunur.
Hayvan Barınakları
Etinden, ürünlerinden ya da gücünden yararlanılan hayvanlar için yapılan barınaklar (ahır, ağıl, kümes) genellikle avlu kapısına (dış kapı) yakın mekanlarda düşünülmüştür.
Mağara
Sıcak iklim koşullarında çabuk bozulan yiyecekleri saklamak, tazeliğini korumak için hemen hemen her evin alt katında, bodrumunda; soğuk hava deposu / buzdolabı işlevini gören bir düzenleme yapılmıştır.
Mutfak
Kapısı avluya açılan mutfak yapıdan ayrı, bağımsız bir bölüm olarak düşünülmüştür. İçinde iki ya da çok gözlü ocak, “puharı (ocak üzerinden başlayıp çatıyı biraz geçen genişçe baca)” adı verilen duman bacası ve dolaplar vardır. Bazı eski evlerin mutfaklarında ekmek pişirilen gömme ekmek tandırları varmış.
Odalar(Meskenler)
Kilis Evi’nde odalar oturma, yemek yeme, yatma / yatak, konuk ağırlama… gibi birbirinden farklı gereksinim ve hizmetlere yanıt verecek biçimde düzenlenmiştir. Odalara avludan ya doğrudan girilir ya da merdivenle (dereç) çıkılır. Pencereleri kuzeye bakan odalar “yaz odası”, güneye bakan odalar da “kış odası” olarak düzenlenmiştir. Oldukça yüksek tavanlı olan odalar, avluya bakan pencereler ve bunların üstündeki “kuş tağalarından” giren gün ışığıyla aydınlanır. Aydınlatma ve havalandırma gibi işlevsel özelliği olan “kuş tağaları” , konutun dış görünüşüne estetik bir değer katacak biçimde düzenlenir. Avluda sıralanan odalarda (oda sayısı ailenin ekonomik gücüyle ilintilidir) “eşik” adı verilen bir girişten (banyo da yapılan eşiklik boyutları yönünden farklı bir mekan olup, genellikle mermerdir) sonra taştan yapılmış üç gözlü bir gömme dolap (yöre ağzında ‘tazar’ olarak geçen bu taş dolabın alt gözünde ayakkabı, süpürge; orta gözde ibrik, testi, küp, carra, kenne, tağar gibi topraktan yapılmış kaplar; ‘kübbiye’ adı verilen üst gözde de tencere, tabak, tepsi türü eşyalar bulunur) yüklük olarak kullanılmak için yapılmış gömme dolap ve yörede “mahmil” adı verilen dolaplar bulunur. Kış odalarında ısınma için ayrıca “çukur tandır (ısınma tandırı da denilen bu tandır; 40-60 cm çapında, 50 cm derinliği olan bir çukur ve üstüne konulan ‘tandır kürsüsü’ ile bir ‘yorgandan’ oluşur.)” vardır.
Çıkma
Mutfak ve ahır gibi fazla yüksek olmayan bölümlerin üzerine yapılan ve merdivenle çıkılan basık tavanlı bir oda olup, bir tür sandık odasıdır. Çıkma bölümündeki odacıkların genel olarak ‘hazne (fazla eşyanın konduğu, saklandığı odacık, hazna)” denir.
Livan
Tüm odaların açıldığı geniş bir alan bu bölüm, odalararası ilişkilerin sağlandığı ortak kullanım alanıdır. Önü açık olan livanlarda, konut sahibinin ekonomik gücü ve zevkini yansıtan süslemeler görülür.
Ahmet Bey Konağı
Hatice Nebahat KARABEY’e ait Taşınmaz
Merkez İlçe, Şıhabdullah Mahallesi, Pafta 3, Ada 53, Parsel 10;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Kilis’te “Konak Tipi” yapıların en güzel örneklerinden biridir.
Kilis eşrafından Ahmet Bey’e ait olup “Ahmet Bey Konağı” olarak bilinmektedir. Yöresel kesme taştan yapılan yapının sokağa bakan iki cephesi vardır. Avluya kemerli bir kapıdan girilmekte, avlunun batı ucunda tek parça taştan oluşmuş kuyu, konağın dikkati çeken önemli bir ayrıntısıdır.
Yapının haremlik ve selamlık olmak üzere iki girişi, vardır.
Azize Uygur
 Azize UYGUR’a Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Hacı İlyas Mahallesi, Salihefendi Sokak, Pafta 23, Ada 327, Parsel 30;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu (havuşlu) “Kilis Evi’nin” tipik örneklerinden biridir. Dış duvarlar oldukça sade olup, moloz taştan yapılmıştır.
Taştan yapılan bu tek katlı yapının odaları avlu’ya (havuş) açılmakta olup; geniş, ferah ve oldukça aydınlıktır.
Yapı iki katlıdır.
Hayrettin Mimaroğlu
Hayrettin MİMAROĞLU’na Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Deveciler Mahallesi, Şube Sokak, Pafta 11, Ada 130, Parsel 12;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu (havuşlu) “Kilis Evi’nin” en güzel örneklerinden biridir. Yapı yüksek bahçe duvarı arkasında dış mekandan soyutlanmıştır. 2 katlı olan yapı yörede üretilen kesme taştan yapılmıştır. Cephede düzgün taş işçiliği ve oymaları ve süslemeleri evin en dikkat çeken görünümüdür. 3 katlı yapılmış olup avluya bakan cumbaları mevcuttur.
Kifayet Barışkan
Kifayet BARIŞKAN’a Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Bölük Mahallesi, Ahmet efendi Sokak, Pafta 52, Ada 458, Parsel 20;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu ‘Kilis Evi’ örneklerinden biridir. Çok sade bir dış duvara sahip olup; avluya bakan cephe oldukça düzenlidir ve bu cephede taş süslemeleri bulunmaktadır. Yapı içe dönük yaşam tarzına göre dizayn edilmiştir. Tek katlı olup, eyvanlı bir plan özelliğindedir.
Meliha Üzümbalı
Meliha ÜZÜMBALI’na Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Şıhlar Mahallesi, Ulucami Sokak, Pafta 95, Ada 402, Parsel 2;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu (havuşlu) “Kilis Evi’nin” en güzel örneklerinden biridir. Yapı yüksek bahçe duvarı arkasında dış mekandan soyutlanmıştır. 2 katlı olan yapı yörede üretilen kesme taştan yapılmıştır. Ahşap ve taş işçiliği ustalığı yanında bu malzemeyle yapılan süslemeler yapının önemli görünüm özelliklerindendir.
Muhlis Salihoğlu
Muhlis SALİHOĞLU’na Ait Tescilli Taşınmaz 
Merkez İlçe, Hacı İlyas Mahallesi, Salihefendi Sokak, Pafta 23, Ada 331, Parsel 45;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu (havuşlu) “Kilis Evi’nin” tipik örneklerinden biridir. Dış duvarlar sağır ve moloz taştan yapılmıştır.
Taştan yapılan bu tek katlı yapının odaları avlu’ya (havuş) açılmakta olup; geniş, ferah ve oldukça aydınlıktır.
Yapının özgün biçimi büyük avlulu (havuş) iken sonradan miras nedeniyle gerçekleşen parselasyonla küçülmüştür.
Safder Tümay
Safder TÜMAYa Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Hacıilyas Mahallesi, Maarif Sokak, Pafta 23, Ada 333, Parsel 5;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Kilis’te “Konak Tipi” yapıların en güzel örneklerinden biridir.
İki katlı olarak planlanan yapının giriş katı ticarethane diğer katı ise konut olarak düzenlenmiştir. Dış cephedeki taş işçiliği ve süslemeler yapının dışa vuran en temel özellikleridir.
Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal bu evde konakladığı için yörede “ATATÜRK EVİ” olarak bilinir.
Zübeyde Ülgen Neci
 Zübeyde Ülgen NECİ’ye Ait Tescilli Taşınmaz
Merkez İlçe, Hakverdi Mahallesi, Pafta 227, Ada 323, Parsel 27;
Tescil Tarih ve Sayı: 19.03.1999 / 3349, Adana
Yapı Özellikleri
Avlulu ‘Kilis Evi’ örneklerinden biridir. Yöresel kesme taştan yapılmıştır. Oda tavanları ceviz ağacı ile kaplanmıştır. Yapı içe dönük yaşam tarzına göre dizayn edilmiştir. İki katlı olup, eyvanlı bir plan özelliğindedir.
Ören Yerleri
Kurukastel Ören Yeri
Kilis İli’nin kuş uçumu 3 km. batısında yer almaktadır. Kurukastel su kaynağının kuzeyindeki üzüm bağlarının bittiği yerde başlayan yaklaşık 30-40 m yükseklikteki tepe arkeolojik yerleşim yeridir.
Tepede bulunan gözetleme kulesi ve çevresindeki mimari kalıntılar “I.Derece” ; tepenin güneyi eteğinde konuşlanan yerleşim yeri de “III.Derece” arkeolojik sit olabilecek değerlerdir.
Ağcakent Ören Yeri
Musabeyli İlçesi Akçakent Köyü Haraba yöresindedir. Erken Bizans Dönemi’ne ait bir köy yerleşkesi olduğuna dair arkeolojik buluntu ve kalıntılar vardır. Kalker kökenli moloz taştan yapılmış bu kalıntıların bulunduğu alan mozaik kaplı ve üzeri örtülüdür.
Askeri Yapılar
Evliya ÇELEBİ Seyahatnamesi’nde Kilis’te kale ve surlardan söz etmesine karşın günümüze bu yapılardan hiçbiri ulaşamamıştır.
Ravanda Kalesi
Afrin Çayı’nın doğusunda Belenözü Köyü sınırlarındadır.Oldukça geniş bir açısı olan kale yüksek konik bir tepe üzerine kurulmuştur. Kaleye ait yapılar zirvedeki düzlüktedir.
Surlar ve birbirinden farklı uzaklıkta köşeli ve yarım yuvarlak biçiminde olan burçlarının bir kısmı hala ayaktadır. Kalenin içinde iki büyük su sarnıcı ile büyük bir yapıya ait olduğu sanılan kalıntılar vardır.Yörede arkeolojik bir çalışma yapılmadığından aidiyeti hakkındaki bilgiler tahmine ve yörenin ilk sahiplerine dayanmaktadır. Yesemek yerleşimi yöreye yakın olduğundan Hitit yapısı (İ.Hakkı Konyalı’ya göre kalede Hitit mimarisine ilişkin izler vardır) ya da Hititler tarafından kullanıldığı görüşü oldukça yaygındır. 
Kaleye ait kesin bilgiler XI.Yüzyıla ve bu yıllardaki Seferleri’ne dayanmaktadır.İslam kaynaklarında “er-Ravendan” , Haçlı kaynaklarında “Ravendel/Ravandal/Ravenel” , Ermeni kaynaklarında da “Aréventan” olarak geçen kale, tarihsel süreç içerside bölgeye egemen olan tüm devletlerce kullanılmıştır. Özellikle VII.Yüzyılın ortalarında bölgede yaşanan Hıristiyan-Müslüman çatışmasında “Avasım,Sügur” adı verilen bölge içersinde bulunan Ravanda Kalesi İslam Devletlerince Hıristiyan Bizans’a karşı verilen savaşlarda önemli bir askeri olmuştur. 1097 yılından itbaren adından sıkça söz edilen kale, I.Haçlı Seferi’ne katılan Baudouin’le öne çıktı ve ünlendi. XII.Yüzyıldan XVI.Yüzyılın başlarına kadar çeşitli beylik ve devletlerce (Selçuklu,Artuklu,Eyyübi,Memluk) kullanılan Ravanda Kalesi 1516 yılından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçti.
Dini Yapılar
Cami ve Mescitler
Osmanlı Devleti kayıtlarına göre Kilis’te “55” cami, “10” mescit bulunmakta. Ama bunlardan “11” cami, “2” mescit günümüze ulaşabilmiş; “13” cami sonradan yapılan onarımlarla özgünlüğünü yitirmiş; “31” cami de tamamen yok olmuştur.
Ulu Cami, Alacalı Cami, Akcurun Camisi ve Ali Çavuş Camisi Osmanlı Dönemi öncesi yapılardır.
Bu dönem yapılarından Ali Çavuş Camisi’nin adı kalmış; Alacalı Cami onarımlarla özelliğini yitirmiş olup; özgünlüğünü koruyarak günümüze ulaşabilen sadece Ulu Cami ile Akcurun Camisi’nin minaresidir.
Diğer cami ve mescitler Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapılarıdır.
Osmanlı Dönemi Öncesi Yapılar
Ulu Cami (Cami-i Kebir)
Kilis’in en eski mahallelerinden Hacı Gümüş Mahallesi (Hurufat Defteri’ndeki kayıtlarda Sibat Mahallesi) Ulu Cami Sokak, No:41 adresinde bulunan bu cami Kilis’in en eski ve en büyük camisidir.
Kıbleye parelel olarak uzanan dikdörtgen planlı ve mihrap önü kubbeli olan bir camidir. Kubbesinin doğu ve batı bölümleri çapraz tonozlarla örtülüdür. Son cemaat yeri olmayan caminin mihrap önü kubbesi, “7.30 m” çapında olup; iki sahın boyunca uzanmaktadır. Dört tane gömme ayağa oturan kubbe tuğladan yapılmış ve dışı saçla kaplanmıştır. İçi yuvarlak dışı onikigen olan kubbe kasnağında, kemerli on iki pencere bulunmaktadır.
Harimin orta eksenine yerleştirilen mihrap sivri kemerlidir. Nişindeki mukarnaslar ile ahşap malzemeden yapılmış minber, yapılmıştır.
Caminin harimi kuzeydeki avluya açılmakta olup, avlunun doğusunda ve batısında medrese hücreleri bulunmaktadır.
Avluya, kuzeydoğudaki portaldan ve batıdaki kapıdan girilmektedir. Basık kemerli kapı açıklığından çapraz tonozla örtülü ara mekana geçilir. Beşik ve çapraz tonozlarla örtülü avlunun etrafındaki hücrelerle revak, düz damlıdır.
Avlunun kuzey yönünde yığma ayakların ikisinde birer mihrap nişli vardır. Sivri kemerli, üzeri çapraz tonozlarla örtülmüş revaklı alan, geçmişte (Hurufat Defteri kayıtlarındaKilis’te Cami-i Kebir, Şafiye Mescidi) “Şafiler Mescidi / Cami- Kebir Eyvanında Şafii Camii” olarak kullanılmıştır.
Kaidesi kare planlı olan minare sarı/sarımtrak ve siyah düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidenin üst köşeleri pahlı olup, güney yönünde basık kemerli bir kapısı vardır.
Çokgen olan minare gövdesi sekizgen bir pabuç üzerinde yükselmektedir. Minarenin peteği ile külahı, bileziksiz gövdesi gibi yalındır. Alemi bulunmayan minare, tek şerefelidir. Şerefealtı bindirmeliklerindeki mukarnaslarla peteğin üst kısmına ajur tekniğiyle yapılmış yıldız motifleri yapının dikkat çeken süslemeleri arasındadır
Camideki göze çarpan süslemeler harime açılan portalda, portalın iki tarafındaki mihrabiyelerin üzerinde ve mihrapta toplanmıştır. Yuvarlak kemerli portalın kemer karnı ve kemerin bindiği gömme ayaklarda sekizgen; alt kemerde kare, dikdörtgen; baş kemerde de dikdörtgen geometrik şekillere yer verilmiştir. Portalın iki yanında bulunan mihrabiyeler de pahlı silmelerle çevrilmiştir.
Yaptıranı ve yapanı bilinmeyen bu camide renkli, düzgün kesme taş kullanılmış olup; 1924 yılındaki onarımını Halep’in ünlü mimarı Hacı Ahmet Azizi gerçekleştirmiştir.
Akcurun Camisi
Hacı İlyas Mahallesi’nde (eski kayıtlarda Kızılca Mahallesi) kendi adıyla bilinen çarşıdadır.
Kilis ağzında “curun” sözcüğü “yalak,havuz” anlamını taşıdığından, caminin içindeki kuyunun havuzu nedeniyle bu adı (curun,ak taştan yapılmış havuz) vermişlerdir. Geniş bir avlusu bulunan caminin çevresi medrese hücreleri ile çevrilidir.
Akcurun Camisi dikdörtgen planlı olup; iki sahınlı son cemaat yeri ile tek sahınlı harimden oluşmuştur. Son cemaat yeri çapraz tonozlarla örtülmüş; tonozlar da; beş yığma, beş gömme ayaklarla harimin kuzey tarafındaki konsola oturtulmuştur.
Son cemaat yerinden harime basık kemerli bir bir kapıdan girilir. Kapının iki yanında dikdörtgen biçiminde düz atkılı üç tane pencere vardır.
Süssüz bir niş olan mihrab oldukça sadedir. İki yanında dikdörtgen biçimde düz atkılı iki, üstünde de, sivri kemerli muhdes büyük bir pencere vardır.
Mihrabın sağ tarafında mermerden yapılmış minber de mihrap gibi yalın ve süssüzdür.
Avlunun kuzeybatı yönünde olan minarenin dikdörtgen bir kaidesi olup; kaidenin üst köşeleri pahlıdır. Sekizgen olan pabuçla minarenin gövdesi arasında iki tane sekizgen silme vardır. Gövdesinde bir tane kuşak bulunan minarenin şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
Alacacı Camisi (Katran Camisi)
1460 yılında Hacı Yusuf Ramazanoğlu Emir Nasreddin yaptırılan bu cami İnaplıkütah Mahallesi’nde ( Hurufat Defterlerindeki kayıtta Kızılca Mahallesi İplik Pazarı ) olup,diğer adı da Küçük Cami’dir.
Yöre halkının “Katrancı Camisi” adıyla andığı bu yapı gördüğü onarımlarla özgünlüğünü yitirmiş yerine 1962 yılında bugünkü cami yapılmıştır.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde Yapılan Camiler
Tekke (Tekye) Camisi
Cumuriyet Alanı yakınında olup adını verdiği Tekke Mahallesindedir. Bazı kaynaklarda “Canbolai Camisi, Canboladiyye Camisi, Canboladoğlu Camisi” adlarıyla geçen cami “Canbolad Paşa Külliyesi’nin” merkez yapısıdır.
Evliya Çelebi’nin “Canboladoğlu’nun padişahane (padişaha yakışacak) camii” sözüyle betimlediği bu caminin, vakfiyesindeki (vakıf senedi) adı, “Tekke Camisi’dir.”
Canbolad Bey Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin hayranlarındandı; onun adına yaptırdığı tekkenin önüne bu camiyi yaptırdı ve “Tekye Camisi” adını verdi.
Bu cami taşıdığı teknik özellikler yanında, görünüm itibarıyla da yöresindeki benzeri yapılardan farklı olup; yerel teknik uygulamaların dışında Osmanlı sanatıyla entegre olmuş nitelikler taşımaktadır.
Görünüm mimarisi bakımından Kilis’in en önemli camisi olan bu yapı kuzey yönü ve buradaki cümle kapısı, kapının doğusundaki ve batısındaki pencereler, pencere alınlıklarındaki çiniler, çörtenler ve çörtenlerin altındaki rozetler, ustalıkla sanatı birleştiren uygulamalardır.
Yapının diğer üç cephesinde altlı üstlü pencereler (üstteki pencereler vitraylı) yer almaktadır. Bu pencerelerin tümü düz atkılı ve dikdörtgen olup, pervazları siyah, sarı renkli mermerdir.
Yöresi medrese hücreleri ile çevrili olan caminin, geniş bir avlusu ve görkemli bir giriş kapısı vardır. Zemini beyaz taşlarla döşenmiş olan avlunun sağında çift bilezikli bir kuyu ve önünde taştan yapılmış bir abdesthane bulunmaktadır.
Harimi örten tek büyük bir kubbe, beş kemerli son cemaat yeri ve kare planı yapının temel özelliklini oluşturur.
Çokgen kasnaklı olan kubbe, “14.40 metrelik çapıyla Kilis’in en büyük kubbesidir. Son cemaat yeri ile harimin tüm alanı kubbelerle örtülmüştür. Büyük kubbe görkemli görünümü ve diğer kubbelerle ahenkli uyumuyla dikkatleri üzerine çekmektedir.
Tekke Camisi’nin akıldan çıkmayacak bölümleri mihrabı ve minberi olup; ustalık kadar (taş işçiliği ) kullanılan taşlar ve renkler de belleklerde iz bırakacak kadar güzeldir.
Mihrabın taşlarının özenli ve düzenli işlenmesi, kimi meraklılara göre caminin yapım tarihinin - hangi tarihte yapıldığının – ipucunu verir.verir.
Dokuz taş basamakla çıkılan minberde de, yapı ve renk bakımından değişik taşlar kullanılmıştır. Evliya Çelebi’nin de hayranlıkla betimlediği bu yapı döneminin en güzel örneklerinden biridir.
Yarım daire biçimindeki mihrabı, Kilis’te özgünlüğü koruyan iki mihraptan biridir. Renkli mermer kullanılarak yapılan süslemeleri, birbirine geçen motifleriyle Zengi ve Memlük sanatı izlerini taşır.
1553 yılında yapılan minberin tümü renkli mermer, özgündür. Harimdeki ilgi çeken objelerin başında gelen minber, mermer işçiliği yanında bitkisel ve geometrik örgeleriyle ünlüdür.
Harimin kuzey yönünde ağaçtan yapılmış mahfiller de özgün olup, balkon biçimindedir.
Minare caminin kuzeybatı köşesinde, son cemaat yerinin hemen yanındadır. Siyah ve beyaz kesme taşlardan yapılan kaidenin köşeleri mukarnaslı, gövdesi de üç bileziklidir. Silindirik bir görünümü olan gövde yuvarlak olmayıp çokgendir. Kilis’in en yüksek minaresi olan bu yapının şerefe altı derin hücreli mukarnaslarla doldurulmuştur. Külahı da taş olan minarenin, mazgal biçiminde beş adet penceresi vardır.
Hacı Derviş Camisi
Büyükkütah Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan bu camiyi Abdullah oğlu Hacı Mustafa yaptırmıştır.
Kıbleye paralel uzanan bir harimi ve son cemaat yeri gibi bölümleri olan cami dikdörtgen planlıdır.Üç kemerli son cemaat yeri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Kemerler ile çapraz tonozlar ortada ve yanlarda bulunan ayaklara binmektedir.
Mihrabı ve minberi hakkında bilgi yoktur. Harimin batı yönünde olan minarenin kaidesi kare planlı, köşeleri pahlıdır. Günümüze kaidesi ile gövdesinin bir kısmı kalmıştır.
Harimi üçer eyvanla genişletilmiş cami, çapraz tonozlarıyla örtülü kıbleye uzanan tek sahınlı harimiyle özgün bir örnektir.
Kadı Camisi
Büyükkütah Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan camiyi Hurufat Defterlerindeki kayıtlara göre “Karakadı” adlı bir kişi yaptırmıştır.
Aslında kare planlı cami sonradan (1822, 1878, 1889, 1900, 1938, 1995) gerçekleştirilen onarımlarla genişletilmiştir.
Son cemaat yerindeki kemerler yapının kuzey köşelerindeki birer gömme ayakla, ortadaki yedi tane dikdörtgen yığma ayağa binmektedir. Son cemaat yerini örten çapraz tonozlar kuzeyde ayakların tablalarına, güneyde de konsollara binmektedir.
Tonozların bindiği ayaklarla harim, iki sahına bölünmüş ve sonradan yapılan müdahalelerle doğu batı yönünde büyültülerek, genişletilmiştir. Harimin doğusunda ve batısında oluşturulan bu yeni bölüm günümüzde mahfil olarak kullanılmaktadır.
Biri harimin güney tarafındaki duvarda, diğeri batısına eklenen bölümde - harimin güneybatısında - yer alan iki tane mihrap vardır. Sivri kemerli ve oldukça derin bir nişten oluşan ilk mihrabın her iki yanında mukarnaslı başlıkları olan sütunceler bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli bir nişten oluşan ikinci mihrabın da iki yanında alt ve üstleri motifli köşe sütuncukları vardır. Nişi iki sıra mukarnaslı olan bu mihrabın mukarnasları altında bitkisel ve geometrik motflere yer verilmiştir.
Caminin oldukça basit olan minberi sonradan yapılmış olup, hareketlidir.
Yapını dört cephesinde de yağmur sularını tahliye eden üçü süslü diğerleri yalın olmak üzere toplam “18” tane “çörten” vardır.
Avlunun kuzeydoğusunda olan minare düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidesi kare planlı ve üst kısmı pahlıdır. Uzun ve silindirik bir gövdesi olan minarenin peteği yuvarlak, korkulukları yalın, şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
Muallak Camisi (Hasan Bey Camisi)
Meşheddlik Mahallesi Odun Pazarı Caddesi’nde bulunan camiyi, Hurufat Defteri kayıtlarında camiyi, Tanrıverdi Hasan Bey (Hasan Bey, Şamlı olan Hasan Bey Kilis’te muhassıl olarak görev yapmış ve Canbold ailesinin kahyası olarak bilinir) yaptırdığı için “Hasan Bey Camisi olarak geçmektedir.
Beşik örtüsü kemerlerin üstünde yükseldiğinden yöre halkınca “muallak” yani “havada boşta duran, bir yere dayanmadan duran” adı verilmiştir.
İki katlı olan caminin alt katında dükkanlar ve eşya, mal saklanacak yer (mahzen ,depo) üst kata da ibadethane yer almaktadır.
Yapının doğusunda yer alan küçük bahçede kuyu, hücre, abdesthane muslukları ve hela bulunmaktadır. Harim ikinci katta olup; biri kuzeydoğuda diğeri batıda iki kapılıdır Kuzeydoğudaki kapı yalındır, batıdaki kapı minarenin kaidesinin altında olup, yüksek ve sivri kemeriyle portal gibidir.
Son cemaat yeri olmayan Muallak Camisi’nin harimine basık kemerli bir kapıdan girilir. Kapının üzerinde ve iki tarafında dikdörtgen biçiminde düz atkılı iki pencere vardır.
Kıbleye paralel uzanan harim tek sahınlıdır. Mihrabın önündeki kare planlı alan küçük bir kubbeyle örtülmüş; kubbeye geçişte pandantifler kullanılmıştır. Kubbenin ağırlığı dört tarafındaki sivri kemerler üzerinden gömme ayaklara verilmiştir. Kubbeyle örtülü mihrap önü, mekanı çapraz ve beşik tonozla örtülmüştür.
Sivri kemerli bir niş olan mihrap, ince bir frizle kuşatılmış olmasına karşın oldukça sadedir. İki yanında kandil askılığı için konulmuş konsollar vardır. Mihrabın üstünde vazo biçiminde bir kabartma ve yukarısında da öküz gözü pencere vardır. Mihrabın sol yanında olan minber, sonradan yapılmıştır.
Minaresinin kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlı ve pabucu sekizgendir. Onikigen olan
gövdesinde tek bilezik, tek şerefe vardır. Şerefe altı mukarnaslı olup külahı taştan yapılmıştır.
Caminin dikkate değer süslemesi batı yüzündeki yüksek ve sivri kemerli portalıdır. Kapının sivri alınlığı yüzeysel dişlerle çevrilmiştir. Harime açılan kapının söve ve kemerlerinde kullanılan renkli taşlar caminin görünümü etkileyen temel süsleme öğeleridir.
Hindioğlu Camisi
İ.Hakkı KONYALI’ya göre Kilis voyvodası Kör Hüseyin Ağa tarafından 1664 yılında yaptırılan bu cami, Hindioğlu Mahallesi Dedeağa Sokak’tadır.
Biri doğu yönünden diğeri batı yönünden olmak üzere iki girişli bir avlusu vardır. Doğudaki giriş kapısı sivri kemerlidir. Avluya girişi sağlayan yol ( kemerin arkasındaki beşik tonozlu bir dehliz) aynı zamanda cami minaresinin kaidesidir.
Avlusunun doğu ve kuzey tarafında medrese hücreleri bulunan cami son cemaat yeri ile birlikte dikdörtgen planlıdır.
Son cemaat yeri üç kemerli olup; kemerler ortada iki sütuna, yanlarda gömme ayaklara binmektedir. Buranın kuzey tarafındaki köşelerde gömme ayakların güneyindeki yüzlerde yöre halkınca “Sadaka Taşı” olarak nitelenen birer tane niş vardır.
Harime, son cemaat yerinden sivri kemerli bir kapıyla geçilir. Kıbleye paralel tek sahınlı ve dikdörtgen planlı olan harim ile son cemaat yerinin üzeri ahşap örtülü, kiremitli, kırma bir çatıdır.
Caminin mihrabı hafif sivri kemerli bir niştir. Mihrap nişinin üstünde ve iki yanında birer tane konsol ile süslemesiz silmeler vardır..
Mihrabın sağında yer alan minberin taht kısmı, duvara çakılmış iki konsol üzerinde olup; sonradan yapılmış, özelliği olmayan bir unsurdur.
Kısa gövdeli ve silindirik olan minaresi, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Şerefesi dört küçük sütun üzerine oturmuş olup; şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
Minarenin sağında bulunan hücrenin altında “Selçuklu" tekniğinde yapılmış kubbeli bir türbenin sadece alt kısmı (cenazelik kısmı) kalmıştır. İ.Hakkı KONYALI’ya göre bu türbe Şeyh Osman ÇELEBİ adlı kişiye aittir:
Çalık Camisi
Aşıt Mahallesi’nde (eski adı Kızılca Mahallesi) olan bu cami Hurufat Defterlerindeki kayıtlara göre “Hacı Ali Bin Mehmet Ağa” ,”Çalık Hacı Ali” tarafından yaptırılmıştır.
Üç kapılı girişi olan avlusunda minare, medrese hücreleri, taş bilezikli kuyu ve camiyi yaptıran Hacı Ali oğlu Çalık Mehmet Ağa ile eşine ait olduğu söylenen mezarlar vardır.
Kıbleye paralel uzanan tek sahınlı, iki kubbeli bir harimi olan Çalık Camisi, altı serbest, bir gömme ayağa binen altı sivri kemerli, ahşap örtülü, dikdörtgen planlı bir yapıdır.
Son cemaat yeri üç kemer gözlü olup; bunlar serbest yığma ayaklara binmektedir. Buradan harime basık kemerli bir kapıdan girilmekte; kapının her iki yanında düz atkılı, üçgen alınlıklı, dikdörtgen biçiminde iki tane pencere vardır.
Mihrap önü kubbeli olup, kubbeye geçişler için ikişer tane büyük üçgenler kullanılmıştır.
Yüksekçe olan yuvarlak kasnaklı kubbenin ağırlığı, tonozların (beşik ve sivri kemerler) kemerleri ile gömme ayaklara bindirilmiştir.
İki mihraptan özgün olanı, son cemaat yerinin eski kanadından harime açılan kapının ekse- ninde bulunmaktadır. Günümüzde dolap olarak kullanılan bu yer, sağ ve sol üst köşelerinde birer konsol bulunan, sivri kemerli bir niştir. Harim, yapılan onarımlarla genişletilince bu özgün mihrap iptal edilmiş; her iki bölümün ortasındaki pencere kapatılarak mihrap biçiminde düzenlenmiştir.
Avlunun sağ tarafında harimin güneybatı köşesine bitişik olan minarenin kaidesi kare planlı, üst kısmı pahlıdır. Çokgen gövdesinde iki tane kuşak bulunan, minare tek şerefelidir. Şerefe altı mukarnaslıdır. Korkuluklarında ajur tekniğiyle işlenmiş yıldız biçiminde motifler vardır. Peteği silindirik, külahı konik ve taştan yapılmıştır.
Çalık Camisinin en süslü yanı, şerefe altındaki - çinileri önemli bir kısmı dökülmesine karşın - minaresi ve güneybatı yönündeki portaldır. Siyah ve sarı renkli taşların sıralı kullanılışı yanında sekizgen ve zikzaklı motifler göze batan başlıca süslemelerdir.
Pirlioğlu Camisi
Arslan Mahallesi Nahaslı (Nahaslı Çeşme Sokak) Sokak’ta bulunan Pirlioğlu camisi, yaşlıların anlattıklarına göre eski Kilis (Kilis geçmişte o kadar verimli ve bereketli bir yermiş ki, ‘Küçük Mısır’ denirmiş) yerleşiminin tam ortasında bulunuyormuş.
Üç ayrı yönden giriş kapısı olan avlusunda çeşme, bilezikli bir kuyu, abdesthane muslukları ve hücreler vardır.
Tam kare olmasa da kareye yakın bir planı olan caminin, üç kemer gözlü son cemaat yeri serbest ayaklara binen beşik tonozlarla örtülmüştür. Sonradan yapılan onarımlarla kemer gözleri, perde duvarlar örülerek kapatılmış; duvarların ortalarına kapı, kemer kavislerine de camekanlı pencereler yapılmıştır. Son cemaat yerinden harime geçiş basık kemerli bir kapıyla sağlanmaktadır.
Bu mekana açılan pencereler, düz atkılı ve üçgen alınlıklıdır. Yağmursuları taştan yapılmış ve özgünlüğünü yitirmemiş iki çörtenle boşaltılmaktadır.
İki sahınlı olan harim kıbleye paralel olarak enlemesine gelişmiştir. Harimin çapraz tonozları ikisi serbest, onu gömme olmak üzere toplam on iki ayağa binmektedir.
Yalın bir nişten ibaret olan mihrap, kapı ekseninde olup çevresi tahta kaplıdır. Kıble duvarına paralel olarak yerleştirilen minber sonradan yapılmıştır.
Avlunun batısında, son cemaat yerinin kuzeybatı köşesinde olan minareye avludaki hücreden geçilmektedir. Dikdörtgen planlı kaidesinin üst köşeleri pahlıdır. Tek şerefeli olan minarenin şerefe altı, profilli silmeden sonra mukarnaslarla doldurulmuştur. Yuvarlak gövdeli peteğin üzerine taştan yapılmış konik bir külahı vardır. Düzgün kesme taştan yapılan “43” basamaklı minarenin alemi yoktur.
Son cemaat yerinin orta kemerindeki kilit taşının üzerinde, kare biçiminde bir taşa işlenmiş yuvarlak kabartma motifli bir rozet ve bunun ortasındaki sekiz kollu yıldız caminin en süslü öğesidir.
Hasan Attar Camisi
Eski adı Kazılca Mahallesi olan Deveciler Mahallesinde bulunan bu camiyi Hurufat Defterlerine göre Attar Hasan yaptırmıştır.
Batıdan girişi olan avlusunda, sonradan yenilenen iki hücre, bir eyvan, abdest muslukları ve helalar yer almaktadır.
Özgün biçimi tek sahınlı kıbleye paralel uzanan çapraz tonozlarla örtülü küçük bir mescit olan yapıya sonradan son cemaat yeri eklenmiştir. Son cemaat yerinden harime mihrabın eksenindeki kapıdan girilmektedir. Harim kıbleye paralel iki sahından oluşmuş; ortada iki serbest, yanlarda gömme ayaklara binen çapraz tonozlarla örtülmüştür. Dokuz pencereden ışık almasına karşın tonozların bindiği ayaklar kısa olduğundan harim basık ve loştur.
Yalın bir nişten ibaret olan mihrabın sağ tarafında beş basamaklı bir minber yer almaktadır. Minberin kapısı basık kemerli ve mukarnaslı olup, kapı kemerinin bindiği ayaklarda ikişer tane gömme sütunce bulunmaktadır. Taht kısmında da dört sütuncuk üzerine oturan küçük bir kubbe vardır.
Minare harimin batı yönündeki duvarında olup dikdörtgen kaideli ve kaidenin üst kısmı pahlıdır. Düzgün kesme taştan yapılan minarenin kapısı harime açılmaktadır. Kısa ve silindirik gövdeye sahip olan minarenin külahı taştan yapılmış ve koniktir. Şerefenin altında profilli silmeler kullanılmış ve silmelerin üzerinde şerit biçiminde uzanan motifler vardır. Şerefenin altındaki bu yelpaze biçimindeki motifler caminin tek ve en önemli süsleridir.
Zeytinli Camisi
Yeni Mahalle Ömer Hoca Sokağında bulunan ve küçük bir mescit olarak yapılan, bu yapının ilk yapıldığında minaresi yokmuş.
Kıbleye paralel uzanan iki sahını bulunan caminin, son cemaat yeri üç kemerli gözlüdür. Bu kemerler ortada iki sütuna (Kilis bu tür yapılarda, sütun uygulaması sadece Tekke, Hindioğlu, Zeytinli Camilerinde görülür) yanlarda da gömme ayaklara binmektedir.
Betonla örtülü ve kemer dolgularında yalın iki tane çörten bulunan son cemaat yerinden basık kemerli bir ile harime geçilir. Cami, dikdörtgen biçiminde düz atkılı dört tane pencere ile aydınlanmaktadır.
Çevresi ince bir frizle kuşatılan yalın bir nişten oluşan mihrabın her iki yanında birer konsol vardır.
Düzgün kesme taş ve moloz taşlarla yapılan caminin minaresi ve minberi yoktur.
Şeyh Camisi
Tırıhlı Mahallesi,Şıh Camisi Sokaktadır.
1569 yılında Hacı Bulgar oğlu Hacı Baki Murad tarafından yaptırılan caminin Hurufat Defterleri’nde “Şeyh İhlas Camisi” , “Hıdır Şeyh Camisi” , “Şeyh Camisi” adlarıyla geçer.
Sadece minaresi özgün olup, caminin kuzeybatı köşesindedir.
Kare planlı kaidesinin köşeleri pahlıdır.Kısa ve silindirik gövdeye sahip olan minarenin peteği ve külahı gövdesine göre daha kısadır.Tek şerefeli ve şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
Cüneyne Camisi
Eski adı “Meşhedlik” bugünkü adı Abdioymağı” olan mahallenin “Odupazarı” yöresindedir.
Bu yörede Kilis’in fethi sırasında şehit düşen Müslüman sahabilere (Hz.MUHAMMED’i görmüş ve Kendileri’nin sohbetinde bulunmuş olan mümin kişi) ait mezarlar bulunduğundan; mahalleye, “meşhedlik” yani “ bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin gömüldüğü yer,şehitlik” adı verilmiştir. Cami, sahabelerin şehit düştüğü yere yapıldığından “küçük cennet” anlamına gelen “cüneyne” adı verilmiştir.
Kilis’te Ulu Cami’den sonra en eski cami olan Cüneyne Camisi, sonradan yapılan müdahalelerle özgünlüğünü yitirmiştir. Günümüze özgün olarak kalabilen minaresi, avluya geçilen sivri kemerli bir kapı üzerindedir. Kaidesi kare olup, küp kısmının köşeleri pahlıdır.Kalın ve hantal olan gövdesi çokgen (onikigen) biçinmindedir. Tek şerefeli minarenin, şerefe korkulukları süssüzdür. Şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuş, mukarnasların alt ve üstlerinde silmelere – birer tane – silmelere yer verilmiştir. Silindirik olan peteği ile külahı taştan yapılmıştır.
Şeyh Hilal Camisi (Şeyh Ahmet Camisi)
Bu yapı eski adı “Kıbeli (Kıbeli Mahallesi çok büyük bir mahalleymiş, günümüzde Çaylak ve Muhali adıyla iki ayrı mahalleye bölünmüştür)” bugünkü adı “Çaylak” olan mahallede olup; 1631 yılında Şeyh Hilal tarafından yaptırıldığı için “Şeyh Hilal” , 1937 yılında Şeyh Ahmet’e satıldığı için de “Şeyh Ahmet Camisi” adıyla anılır. Caminin bir tek minaresi özgün olup; 1643 yılında Musa kızı Fatma tarafından yaptırılmıştır.
Avlunun kuızeybatı köşesinde olan minarenin, kare olan kaidesinin köşeleri pahlıdır. Çokgen ve kalın minare gövdesi düzgün kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli ve şerefe altı üç sıra mukarnaslarla doldurulmuştur.
Minare gövdesinin güney yönünde bulunan kapının üzerindeki yazıtın biraz yukarısında önemli bir kısmı dökülmüş, yıpranmış sekiz kollu bir yıldız biçiminde çini bir pano vardır. Panodaki yıldızın kollarında da, bitkisel motiflerle birer tane beşgen ve daire biçiminde motif vardır.Siyah, kahverengi, yeşil, açık ve koyu mavi renklerin kullanıldığı bu çini yapının tek süs öğesidir.
Şeyh Süveden Camisi (Hacı Özbek Camisi)
Muhali (eski adı Kıbeli) Mahallesi’nde olan cami, geçirdiği onarımlarla özelliğini yitirmiştir. Geçmişten miras olarak minaresi kalmış olup; minareyi 1713 yılında Abdülaziz adlı bir kişi yaptırmıştır.
Kaidesi kare ve kaidenin köşeleri de pahlıdır. Kısa olan gövdesi ile peteği yuvarlaktır. Düzgün kesme taşlarla yapılan minarede tek şerefe bulunmakta ve şerefe altı üç sıra silme ile iki sıra yüzeysel mukarnaslar vardır.
Tabakhane Camisi
Tabakhane Mahallesi’nde (eski adı Meşhedlik Mahallesi) olan cami, Hurufat Defterleri kayıtlarında “Bağhane Camii, Şeyh Gökçe Camii Şerifi, Şeyh Gökçe Ferdi Camii, Debbaghane Camii” adlarıyla geçer. Minaresi dışında tüm özelliklerini yitirmiştir.
Düzgün kesme taşlardan yapılan minarenin kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlıdır. Tek şerefeli olup, gövdesinin ortasında friz vardır. Şeref altı üç sıra mukarnas, mukarnasların alt ve üst kısımlarında işlemeli silmeler vardır. Onaltıgen olan gövdede bir sıra ara sıralanmış sekiz tane çini, çini olmayan yüzeylerde çam ağacına benzer motifler vardır. Şerefe korkulukları ajur tekniğiyle işlenmiş motiflerle, yuvarlak olan petek silmelerle süslenmiş olup; külahın dört yüzüne de birer tane çini yerleştirilmiştir.
Murtaza Ağa Camisi
Şeyh Abdullah Mahallesi Murtaza Caddesi’nde bulunan bu camiyi 1661 yılında Kilis Voyvodası Murtaza Ağa’nın yaptırmıştır.
Caminin günümüze ulaşan özgün bölümü minaresidir.
Düzgün kesme taşlardan yapılan minare kare planlı ve köşeleri pahlıdır. Silindirik biçimde olan gövdenin ortasında yuvarlak bir silme vardır.Tek şerefeli minarenin şerefe altları mukarnaslarla doldurulmuştur. Yuvarlak peteği, gövdesine göre daha kısa ve daha incedir.
Şeyh Süleyman Camisi ( Şeyhler Camisi)
Şeyhler Mahallesi’nde Eşref Kasteli karşısındadır.
Yapıldıktan sonra birkaç onarılan camiden geriye özgün olarak sadece minaresi kalmıştır.
Avlu kapısının doğusunda olan minare düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlı olan minarenin iki kuşaklı gövdesi, oldukça kalındır. Tek şerefeli olup, şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
Kürtler Camisi
Bölük Mahallesi (eski Sibat ve Kana Mahallesi) Küçük Çarşı Sokak’ta (Binbaşı Sokak) bulunan Kürtler Camisi’ni Kürt Hüseyin Ağa yaptırmıştır.
Çok onarım gören cami özgün yapısını yitirdiği gibi özgün adını da yitirerek, adı “Türkler Camisi” olarak değiştirilmiş olup; eski camiden sadece minare kalmıştır.
Kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlı olan minare, kesme kirli kalkerli taşlardan yapılmıştır. Çokgen olan gövdesi oldukça kısadır. Peteği (petek,gövdeye göre daha ince) ve külahı taştan yapılmıştır. Şerefe altı, altında yuvarlak bir silme bulunan mukarnaslarla doldurulmuştur.
Mehmet Paşa Camisi Minaresi
Mehmet Paşa Mahallesi, Polappazarı adlı adresteki bu tek şerefeli minare Mehmet Ali Paşa Camisi’ne (İnce Bayraktarzade Mehmed Paşa Camisi, Büyük Kütah Camisi, Yeni Cami) aittir.
Kilis’in en iyi minarelerinden biri olan bu minare düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidesi kare planlı olup kaidenin üst tarafı pahlıdır. Üzerindeki altı köşeli kabartma yıldız ve helezon biçimli peteği dikkat çekicidir. Mukarnaslarla doldurulmuş şerefe altı ve bakırdan yapılmış oldukça ağır bir alemi vardır.
Şeyh Efendi Tekkesi (Nakşibendi Tekkesi)
İçinde altı tane derviş hücresi, zikirevi olarak da kullanılan mescit ve türbeden oluşan bu mekan, Bölük Mahallesi, Kurtağa Caddesi'nde geniş bir bahçe içersindedir. Basık kemerli kapıyı kuşatan sivri kemerin altındaki yazıta göre, tekke 1858 yılında yapılmıştır. Portaldan uzun bir dehlizle tekke avlusuna girilir. Dehlizin güney kısmındaki derviş hücrelerinin kapıları avluya açılır. Basık kemerli kapı ve pencereleri olan hücrelerin ikisinde dolap nişi olmasına karşın, diğerlerinde bu ayrıntı yoktur. Mescit, avlunun güneydoğu köşesinde olup; içinde büyükçe sivri bir kemerle avluya açılan, tek kemerli küçük bir son cemaat yeri vardır. Buradan basık kemerli bir kapıyla harime geçilir. Harim ortada sütunla, yanlarda gömme sütuncelerle birbirine bağlanan sivri kemerlerle iki şahına (kıbleye paralel iki şahın) bölünmüştür. Basık kemerli toplam dört pencereden ışıkla aydınlanan mescitte, harimin ortasında kemerli yalın bir nişten oluşan mihrap vardır.
Şeyh Abdullah Sermest Efendi'nin avludaki türbesi, düzgün kesme taşlardan yapılmış iki mekandan oluşmuştur. Kubbeyle örtülü mekanda biri Şeyh Abdullah Sermest Efendi'nin olmak üzere beş sanduka; çapraz tonozla örtülmüş bölümde de Şeyh Abdullah Sermest Efendi'nin aile bireylerine ait yedi sanduka vardır.
Mevlevihane
Kilis Tekke Mevlevihanesi (Tekye Mevlevihaesi)
Tekke Mahallesi, Cumhuriyet Alanı’nda olan bu yapı Adliye Sarayı (eski Hükümet Konağı) ile karşı karşıya olup; ülkemizde (XIX.Yüzyılda ülkemiz topraklarında “90” tane Mevlevihane vardı) ayakta kalabilen “32” Mevlevihane’den biridir.
Evliya Çelebi’nin “Asitane-i Hazret-i Mevlana” sözüyle belirttiği “Mevlevihane” şeyh ve derviş yetiştiren büyük bir tekkedir.
Günümüze sadece mescit ve semahanesi kalan Mevlihane’nin, Hurufat Defterleri’ndeki adı “Kilis Mevlevihane Mescididir.”
Düzgün, beyaz, sarı / sarımtrak renkli kesme taşlardan yapıldığı için yöre halkı arasında “Ak Tekke / Ak Tekye” olarak bilinir.
Kare planlı olan yapı, “L” biçimli dört ayağın üzerine oturan bir merkezi kubbe ile köşelerdeki köşe kubbelerinden oluşmuştur. Dört yığma ayağa binen merkezi kubbenin ayak tablaları mukarnaslıdır. Onikigen bir kasnağa oturan bu kubbe, dışarıdan payandalarla desteklenmekte olup, kurşun kaplıdır.
Semahanenin doğu ve batı cepheleri diğer cephelere göre daha farklıdır. Örneğin batı cephesinde kapı, kapı üstünde bir tane yuvarlak pencere yanında, altlı üstlü sıralanmış toplam sekiz pencere vardır. Altları düz atkılı, üstleri sivri kemerli olan bu pencereler ile kapı, yüzeysel bir niş içinde ve düz mukarnas kornişle sonlanmaktadır. Yapının güney cephesinde de aynı özellikleri taşıyan altlı üstlü sıralanmış dörder pencere; doğu cephesinde niş içinde olmayan altı pencere bulunmaktadır. Kuzey cephesi ise süssüz ve penceresizdir.
Yapıda sivri, at nalı kemerli mihrap nişi yanında doğudaki duvarda iki, kuzeydeki duvarda dört adet dolap nişi vardır.
Mukarnaslarla doldurulmuş olan mihrap nişinde çeşitli boyutlarda bitki motifleri ile süslenmiştir. Ayrıca mihrap kemerinin yan dolgularında kandil koymaya yarayan konsollar, kaval, silme, silme ile mihrap arasındaki yüzey de, bitkisel ve geometrik desenlerle süslüdür.
Günümüzde cami / mescit olarak kullanılan Mevlihane Mescidi iki yan duvarındaki nişler, üstlerindeki mukarnaslar - yapının batı ve güney tarafındaki nişlerden düz saçağa geçişte kullanılanılan mukarnaslar - ve mihrabındaki desenli kalem işçiliği, iki döneminin özelliklerini yansıtan güzelliklerdir.
Türbeler
Hıristiyan Bizans ile Müslüman Arap Devletleri arasında kalan yöre toprakları, din amaçlı pek çok kanlı çatışmaya mekan olmuştur. Kilis ve yöresindeki türbelerin çoğu, bu kutsal amaç uğrunda şehit olmuş din ulularına aittir. Kilis'te meşhedlik (şehitlik) adı verilen mahalle, bu yörelerden biri olup, geçmiş yıllarda buradan geçen Kilisliler, ölenlere saygı gereği ayakkabılarını çıkarırlarmış.
Şeyh Mansur Türbesi
Bu türbe, Kilis'in 3 km güneyinde bağ ve bahçelerin içerisindedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde: "Şehrin kıblesinde aydınlık bir kubbe içinde Şeyh Mehmet Simati isminde Hz. Peygamber'in çeşnigir başının yattığını, Hz. Peygamber'in sofrasını / simatını döşediği için kendisine 'simati (sofra, yemek masası, sofraya gelen yemekler, ziyafet)' denildiğini, her zaman tekkesine gelen fakirlerin ağırlandıklarını, Hz. Peygamberin ashabından olup, Hz. Ebu Bekir'in halifeliği zamanında şehit olduğunu ve bu türbenin yanında da küçük kubbeli bir yapının da Şeyh İzzeddin ve Şeyh Yusuf a ait olduğunu" belirtir.
Hz. Peygamber'in çeşnigir başı olan bu zatın, Hz. Peygamberin yanından gelen sahabelere hizmet ettiği ve gelen fakir insanlara da sofra açarak onların karnını doyurduğu söylenmektedir.
Şeyh Muhammed Bedevi Türbesi
Türbe, Kilis'in batısındaki tepenin (Kalleş Tepesi) güneyindeki yükselti üzerinde olup; XIV. Yüzyıl'ın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır.
Şeyh Muahammed Rittali, Şeyh Muhammed Arabi adlarıyla da bilinen türbenin ait olduğu yapı kare planlı, dört kemerli ve üstü sivri kubbelidir. Doğu ve batı yönünde bir, güney yönünde iki penceresi vardır, içeride, üstü yeşil bir örtü ile örtülmüş tahta bir sanduka bulunur. Sandukanın üstünde kimliğini belirtecek herhangi bir kitabe yoktur. Ancak Evliya Çelebi'nin: "Şehrin batısında bir büyük tekke vardır. Burada Sahabe-i kiramdan Şeyh Muhammed Arab-i ve Rıttal-i diye meşhur bir zat yatar." şeklindeki açıklamasından bu türbedeki sandukanın Şeyh Muhammed Arabi ve Rıttal diye ünlü bir sahabeye ait olduğu anlaşılmaktadır.
Savaşta ve barışta hurma dağıtıcılığı görevinde bulunan bu zatın, Hz. Ömer'in halifeliği zamanında Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasındaki islam ordusu ile bu bölgeye geldiği ve 639 yılında burada şehit düştüğü bilinmektedir.
Şem'un Nebi Türbesi (Küt Küt Dede Türbesi)
Nureddin Mahallesi'nde Hasırcı Sokağı ile Medrese Sokağı arasında küçük kubbeli kagir bir yapıdır. Düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Doğu yönünde girişi olan yapının giriş kapısı ve pencerelerinde düz atkılar kullanılmıştır. Soldaki pencerenin atkısı üzerinde taştan yapılmış bir rozet ve üçgen biçimindeki alınlığında da, kabartma bitki motifi vardır. Dikdörtgen planı olan türbe mescit ve sanduka olmak iki bölümden oluşmuştur. Mescit bölümündeki mihrabı oluşturan nişin iki yanında bitki motifleri ve hattat Mehmet adlı kişinin yazdığı Allah'ın ve melekleri adları ile bazı ayet ve hadisler yazılıdır.
Sanduka bölümündeki zatların kime ait olduğu bilinmemektedir. Hurufat Defteri kayıtlarına göre XVIII. Yüzyıl'da yapılan türbenin, kapısındaki yazıtta, 1885 yılında onarım gördüğü belirtilmektedir.
Kuranı Kerim'de ŞEM'un adında bir peygamber olmadığı gibi, burada yatan kişinin kimliği hakkında da farklı görüşler (bir görüşü göre Hz. Yakup'un oğlu havari Petros ile Yuda'nın diğer adı, bir başka görüşe göre de, Hz. Muhammed'in ashabından biri) vardır. Yöredeki yaygın inanca göre bu türbe, Hz. Peygamber'imizin ashabından (eshab) olan ve 83 yıl at üzerinde savaşan Şem'una aittir.
Mezarlıklar
Anıt Mezar: Polateli ilçesi Ömeroğlu Köyü Balık Deresi yakınında olup; yöre halkı bu kalıntıyı "domuz damı" sözüyle nitelediği için, buraya "Domuzdamı Yöresi" denir. Tonoz örtülü, tek parça olan anıt mezar, 4. 60 cm x 1. 15 cm boyutunda, 3. 30 cm yüksekliğinde bazalt kesme taştan yapılmıştır. Mezarın 9. 00 cm x 1. 15 cm boyutunda giriş kapısı ve 50 cm x 30 cm aralığında bir mazgal deliği vardır.
Nekropol: Merkez Topdağı Köyü'nün Kuşkayası yöresindedir. Acar Dağı'nın yamacındaki dere yatağından 15 metre yükseklikte olan bu alanda, ana kaya parçasına açılmış; Geç Roma Dönemi özellikleri taşıyan beş adet "oda mezar" , beş adet de "kaya dolgu mezar" vardır.
Höyükler
İl sınırları içersinde; Çatal Höyük (Elbeyli İlçesi Güvendik Köy), Kulsurun Höyük (Elbeyli İlçesi Geçerli Köyü), Leylit Höyük (Kilis merkez, Öncüpınar karayolu üzerinde Leylit mevkii), Yavuzlu Höyük (Kilis merkez, Yavuzlu Beldesi), Sinnap Höyük /Acar Höyük (Kilis merkez, Acar Köyü), Belentepe Höyük (Musabeyli İlçesi Belentepe Köyü), Polatbey Höyük (Polateli İlçesi Polatbey Köyü), Karamelik Höyük (Kilis merkez, Karamelik Köyü), Murat Höyük (Musabeyli İlçesi Murat Höyük Köyü), Taşlıbakar Höyük (Elbeyli İlçesi Taşlıbakar Köyü), Sinnap Höyük / Çörten Höyük (Kilis merkez Çörten Köyü), Akpınar Höyük (Kilis merkez Demirciler Mahallesi İçeri Bahçe Akpınar Mevkii), İnanlı Höyük (Kilis merkez İnanlı Köyü), Çamurlu Höyük (Elbeyli İlçesi), Tileyli Höyük (Elbeyli İlçesi Taşlıbakar köyü), Kızıl Höyük (Elbeyli İlçesi Yağızlı Köyü), Kumludere Höyük: (Kilis ,Merkez) adlı höyükler bulunmakta ve bunların bulunduğu yöreler de Birinci Derece Arkolojik SİT Alanıdır.
Oylum Höyük
Tarihsel süreç içersinde pek çok kavme (Babil, Hurri, Mitanni, Arami, Asur, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Selçuk, Memluk,Osmanlı) ev sahipliği yapan Kilis ve yöresi, Bereketli Hilal (Verimli Hilal, Fertile Crescent) adı verilen bölgenin kuzeybatı kesiminde olup; Anadolu’yu ÖnAsya’ya bağlayan tarihsel karayolları üzerindedir.
Arkeobotanik araştırmalara göre buğday, arpa, zeytin, üzüm gibi yeme-içme kültürüyle ilgili tarımsal ürünlerin kültüre edildiği topraklar olan “Verimli Hilal Bölgesi” aynı zamanda neolilitik, kalkolitik kültür katmanlarının (Tell Halaf / Tel Halaf / Tel - el Obeyd) da, yayılım alanı içersindedir.
Bu ekinsel kalıttan günümüze kadar ulaşanların başında geçmişin yerleşim birimi olan “höyükler” gelmektedir.
Küçücük Kilis coğrafyasında (10.521 km2) da taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve her biri “arkeolojik sit” olan toplam on sekiz adet höyük vardır. Arkeolojik araştırma sonuçlarına göre, bunların içinde en önemlisi Geç Kalkolitik Dönem’den (M.Ö:3500-3000) bu yana sürekli iskan yaşayan Oylum Höyük’tür.
Oylum Höyük biri 22, metre diğeri 37 metre olmak üzere iki farklı yüksekliği; 460 metre uzunluğu ve 370 metre genişliği ile Anadolu’nun en büyük höyüklerindendir
Oylum Höyük’te 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin ÖZGEN’in başkanlığında başlayan kazı çalışmaları, Cumhuriyet Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Atilla ENGİN, Yard. Doç. Dr. Erdal ESER, Yard. Doç. Dr. Meryem Acara ESER’in danışmanlığında her yıl kesintisiz olarak sürmektedir. Kazı sonucu ele geçen buluntular Kilis’te müze olmadığı için Gaziantep Müzesi’nde sergilenmektedir.
Mozaikli Bazilika
Oylum Höyük'ün yaklaşık 200 metre batısında bulunan bu kalıntı VI. Yüzyıl'a tarihlenen Erken Hıristiyanlık Dönemi'ne ait bir bazilikadır.
Uzun dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan bu yapıda yöresel taş (siyah renkli bazalt taş ile kireç taşı) kullanılmıştır. Batı yönünden girişi olan bazilikanın iç mekanı iki sıra sütunla üç nefe ayrılmıştır.
Kazı sonucunda iki tane yazıt, çok miktarda Roma ve Ortaçağ dönemlerine ait sikke ve sütun kaidelerine ait kalıntılar bulunmasına karşın, bu sütunlara ait sütun başlıkları (11 Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün bahçesindeki sütun başlığının buradan getirildiği söylenmektedir.) bulunamamıştır.
Kırmızı, kahverengi, beyaz, gri, kavuniçi, siyah renkli taşlarla bitki (yaprak), malta haçı ve çeşitli geometrik (kesişen daire, baklava dilimi, kare ve zikzak) desenlerle kompoze edilen bu döşeme mozaiği, Erken Bizans Sanatı Dönemi'nin özelliklerini yansıtmakta olup, yaklaşık 800 metrekarelik bir alanı kaplar.
Bu alan için Kazı Heyeti Başkanı Sayın Prof Dr. Engin Özgen tarafından hazırlanan "Oylum Höyük Mozaikli Bazilika Restorasyonu ve Açık Hava Müzesi" adlı proje önerisi müdürlüğümüzün 20 Mart 2006 tarih ve 239 sayılı yazılarıyla bakanlığımıza sunulmuştur. |