Girdap; genel anlamda tehlikeyi işaret eder.
Görüşme, buluşma tehlike; demokrasimiz ve yine tehlike; tüm bunlar yan yana gelince ne anlama geliyor? İnsanlar görüşmeleri, buluşmaları daha çok yaşamaları muhtemel tehlikeleri bertaraf etmek için yapmazlar mı?
Keza tüm sistemler içinde demokrasilerin, insanlık adına yaşanması muhtemel tehlikeleri ortadan kaldıran bir sistem olduğu iddia edilmez mi? O halde nasıl bir tehlikeden söz ediyoruz? Ve niçin tüm bu insanlığa faydalı sayılan gerekçeleri, yaşamamız muhtemel tehlikenin odağı (!) haline getiririz?
Gelin hep beraber buna bir göz atalım.
Ha sahi göz atmadan önce, şöyle bir hafızalarımızı yoklayalım.
Yaşadığımız sürece benzerlik adına, yakın ve uzak siyasi tarihimizi bir hatırlayalım.
Hani şu meşhur 28 şubat sürecini.
Yani demokrasinin namusunun iğfal edildiği post modern süreci!.
O süreçte de görüşmeler, buluşmalar olmuştu. Emirlerle, talimatlarla yapılan görüşmeler olmuştu ya!...
Hani, şu balansların ve andıçların katlettiği süreç idi!..
Ne oldu, iğfal edilen demokrasinin acılı feryadı ardından ortaya ne çıktı?
Hortumlanan bankalar, brife edilen yargı mensuplarının korku dolu bakışları, emirlerle uygulanan sözde hukuk ve tehditlerle partilerinden istifa ettirilen, halktan aldıkları yetkiyi kötüye kullanan korkak milletvekilleri ve prematüre siyasi partiler !...Bugün tüm bunlar neredeler?
Evet, bu ülkenin gördüğü her bir darbe ve demokrasisinin mabedi sayılan meclisine verilen her bir muhtıra; sözde anayasasına yönelik bir ihanet ve milletin iradesine karşı bir saygısızlık olarak; siyasi tarihimizin yaprakları arasında kirliliğiyle göze çarpmaktan başka bir işe yaradı mı?.
Kim ne istiyor bu milletten? Bu halkın iradesine ne zaman saygı duyulacak?
Azgın azınlık ne zaman haddini aşmayan duruşuyla edep içinde çoğunluğa saygıda kusur etmeyecek? Ve bu ülke özlenen tüm bu görüntüleri yaşarken, medeni dünyadan ne zaman saygı görecek?
Bu özlemleri gidermenin tek yolu, mütekaitlerin takiyye yapmadan, sadece yemekte futbol konuştuk cevapları yerine, merak içindeki halka; size dizayn etmek istediğimiz geleceğinizle ilgili, bize sunulan senaryoyu gözden geçirdik demeleriyle ancak mümkün olabilirdi.
Yüksek yargı mensuplarının, parti kapatma davaları sürecine girilmeden önce halkın evhamına neden olabilecek buluşma ve görüşmelerden kaçınmaları gerekirdi.
Bugün gazete manşetlerinin iri puntolarında verilen haberde; Anayasa Mahkemesi Başkanının söyledikleri öldürülme ihtimalinin, türban konusunun olmadığı ve Ak Parti’nin kapatılmasından önce, daha 2007’ler de, Zeyno Baran’ın; açıkladığı tezinde kendilerine yönelik suikast senaryoları o zamanlar haber olmalıydı.
Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş ruhuna ihanetten başka bir anlama gelmeyen, ancak azgın azınlığın kendisi olan, FAŞİST LAİKLER’CE yönetilmesine rıza gösterecek hiç kimsenin, hatta kurumların dahi olamayacağının bilinmesi ile mümkündür.
Halkın demokrasiye olan aşkının; azgın azınlığı yani, Faşist Laikleri bu girdapta batırtacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Zira halkın öfkesinin balans ayarı, demokrasinin var olduğu yerde ancak kontrol edilebilir. Tavsiyemiz buluşmalar ve görüşmelerde bunun ihtimal dışında tutulmamasıdır.
|