08 Ekim 2008
Çarşamba 11:49
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
       Adana
       Adıyaman
       Afyon
       Ağrı
       Aksaray
       Amasya
       Ankara
       Antalya
       Ardahan
       Artvin
       Aydın
       Balıkesir
       Bartın
       Batman
       Bayburt
       Bilecik
       Bingöl
       Bitlis
       Bolu
       Burdur
       Bursa
       Çanakkale
       Çankırı
       Çorum
       Denizli
       Diyarbakır
       Düzce
       Edirne
       Elazığ
       Erzincan
       Erzurum
       Eskişehir
       Gaziantep
       Giresun
       Gümüşhane
       Hakkari
       Hatay
       Iğdır
       Isparta
       İstanbul
       İzmir
       Karabük
       Karaman
       Kars
       Kastamonu
       Kayseri
       Kilis
       Kırıkkale
       Kırklareli
       Kırşehir
       K.Maraş
       Kocaeli
       Konya
       Kütahya
       Malatya
       Manisa
       Mardin
       Mersin
       Muğla
       Muş
       Nevşehir
       Niğde
       Ordu
       Osmaniye
       Rize
       Sakarya
       Samsun
       Şanlıurfa
       Siirt
       Sinop
       Şırnak
       Sivas
       Tekirdağ
       Tokat
       Trabzon
       Tunceli
       Uşak
       Van
       Yalova
       Yozgat
       Zonguldak
       Kıbrıs
       Gündem
       Ekonomi
       Dünya
       Yaşam
       Spor
       Magazin
       Politika
       Sağlık
       Kültür-sanat
       Bilim-teknoloji
Girdaptaki demokrasimiz…
Cemal Toptancı

Girdap; genel anlamda tehlikeyi işaret eder.

Görüşme, buluşma tehlike; demokrasimiz ve yine tehlike; tüm bunlar yan yana gelince ne anlama geliyor? İnsanlar görüşmeleri, buluşmaları daha çok yaşamaları muhtemel tehlikeleri bertaraf etmek için yapmazlar mı?

Keza tüm sistemler içinde demokrasilerin, insanlık adına yaşanması muhtemel tehlikeleri ortadan kaldıran bir sistem olduğu iddia edilmez mi? O halde nasıl bir tehlikeden söz ediyoruz? Ve niçin tüm bu insanlığa faydalı sayılan gerekçeleri, yaşamamız muhtemel tehlikenin odağı (!) haline getiririz?

Gelin hep beraber buna bir göz atalım.

Ha sahi göz atmadan önce, şöyle bir hafızalarımızı yoklayalım.

Yaşadığımız sürece benzerlik adına, yakın ve uzak siyasi tarihimizi bir hatırlayalım.

Hani şu meşhur 28 şubat sürecini.
Yani demokrasinin namusunun iğfal edildiği post modern süreci!.

O süreçte de görüşmeler, buluşmalar olmuştu. Emirlerle, talimatlarla yapılan görüşmeler olmuştu ya!...  

Hani, şu balansların ve andıçların katlettiği süreç idi!..

Ne oldu, iğfal edilen demokrasinin acılı feryadı ardından ortaya ne çıktı?

Hortumlanan bankalar, brife edilen yargı mensuplarının korku dolu bakışları, emirlerle uygulanan sözde hukuk ve tehditlerle partilerinden istifa ettirilen, halktan aldıkları yetkiyi  kötüye kullanan korkak milletvekilleri ve prematüre siyasi partiler !...Bugün tüm bunlar neredeler?
Evet, bu ülkenin gördüğü her bir darbe ve demokrasisinin mabedi sayılan meclisine verilen her bir muhtıra; sözde anayasasına yönelik bir ihanet ve milletin iradesine karşı bir saygısızlık olarak; siyasi tarihimizin yaprakları arasında kirliliğiyle göze çarpmaktan başka bir işe yaradı mı?.
Kim ne istiyor bu milletten? Bu halkın iradesine ne zaman saygı duyulacak?

Azgın azınlık ne zaman haddini aşmayan duruşuyla edep içinde çoğunluğa saygıda kusur etmeyecek? Ve bu ülke özlenen tüm bu görüntüleri yaşarken, medeni dünyadan ne zaman saygı görecek?

Bu özlemleri gidermenin tek yolu, mütekaitlerin  takiyye yapmadan, sadece yemekte futbol konuştuk cevapları yerine, merak içindeki halka; size dizayn etmek istediğimiz geleceğinizle ilgili, bize sunulan senaryoyu gözden geçirdik demeleriyle ancak mümkün olabilirdi.


Yüksek yargı mensuplarının, parti kapatma davaları sürecine girilmeden önce halkın evhamına neden olabilecek buluşma ve görüşmelerden kaçınmaları gerekirdi.


Bugün gazete manşetlerinin iri puntolarında verilen haberde; Anayasa Mahkemesi Başkanının söyledikleri öldürülme ihtimalinin, türban konusunun olmadığı ve Ak Parti’nin kapatılmasından önce, daha 2007’ler de, Zeyno Baran’ın; açıkladığı tezinde kendilerine yönelik suikast senaryoları o zamanlar haber olmalıydı.


Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş ruhuna ihanetten başka bir anlama gelmeyen, ancak azgın azınlığın kendisi olan, FAŞİST LAİKLER’CE yönetilmesine rıza gösterecek hiç kimsenin, hatta kurumların dahi olamayacağının bilinmesi ile mümkündür.

Halkın demokrasiye olan aşkının; azgın azınlığı yani, Faşist Laikleri bu girdapta batırtacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Zira halkın öfkesinin balans ayarı, demokrasinin var olduğu yerde ancak kontrol edilebilir. Tavsiyemiz buluşmalar ve görüşmelerde bunun ihtimal dışında tutulmamasıdır.

 

Yazarın tüm yazıları
Yorum ve mesajlar

Bu yazıya ilk yorumu veya mesajı yazmak istermisiniz?
[Tüm yorum ve mesajları okumak için tıklayınız] [Yorum veya mesaj eklemek için tıklayınız]