İki hafta önce Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulmak üzere Van raporu hazırladı.
Onun ardından VANGİAD ve OSB Başkanlığı da Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’e Van raporu sundu.
İki hafta içinde üç farklı Van raporu, hükümetin 1 ve 2 numaralı üyelerine sunuldu.
Bu rapor sunma işi yeni değil.
Yıllar içinde sayısız raporlar hazırlandı ve gerekli yerlere iletildi.
Elbette hazırlanmasın diyemeyiz.
Bilakis, hazırlanması ve kentin yetkililere hatırlatılması önemli bir lobi faaliyetidir.
Fakat, hazırlanan onca rapordan istediğini alamayan bir şehrin yaşayanı olarak, pek de ümit bağlayamıyorum bu raporlara.
Bildiğim kadarıyla, hazırlanan tüm raporlar da üç aşağı beş yukarı aynı içeriğe sahip.
İşsizlik, yatırımsızlık, alt yapısızlık, parasızlık, ilgisizlik, sınır ticareti, Van gölü meselesi, bürokrasi hazretlerinin zorlukları vs.
Zaman geçse de, bu kentin sorunları durağanlığını koruyor.
Standart paket içinde bilinen sorunlar, bilinen sorunlara bilinen ve beklenen çözümler.
Raporlarda yer alan sorunların tamamına yakını el değmemiş gibi duruyor raflarda.
Oysa, devlet ve hükümet yetkilileri zaten bu sorunları biliyor.
Sorunların çözümünü de biliyor…
Ancak, çözemiyor, çözmüyor.
Bu açıdan bakıldığında, çok fazla alana yayılmaktansa, belli bazı alanlara odaklanmak ve kentin enerjisini bu alanda harcamak daha mantıklı duruyor.
Sayfalar dolusu raporlara, onlarca madde sığdırılacağına, akut çözümler uygulanabilecek sorunları gündeme getirmekte daha fazla yarar vardır.
Maymun iştahlı davranıp onu da, bunu da, şunu da, ötekini de, berikini de istiyorum demek pek bir şey kazandırmadı bize.
Bunun yanı sıra, rapor sahipleri sundukları raporların da takipçisi olmalı.
Verdim oldu, benden bu kadar dememeli…
Raporların başarıya ulaşmasını takip etmekle, üstüne gitmekle sağlayabiliriz.
Aksi takdirde önümüzdeki yıl tekrar “kopyala-yapıştır” yaparız…