12 Ekim 2008
Pazar 0:45
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
       Adana
       Adıyaman
       Afyon
       Ağrı
       Aksaray
       Amasya
       Ankara
       Antalya
       Ardahan
       Artvin
       Aydın
       Balıkesir
       Bartın
       Batman
       Bayburt
       Bilecik
       Bingöl
       Bitlis
       Bolu
       Burdur
       Bursa
       Çanakkale
       Çankırı
       Çorum
       Denizli
       Diyarbakır
       Düzce
       Edirne
       Elazığ
       Erzincan
       Erzurum
       Eskişehir
       Gaziantep
       Giresun
       Gümüşhane
       Hakkari
       Hatay
       Iğdır
       Isparta
       İstanbul
       İzmir
       Karabük
       Karaman
       Kars
       Kastamonu
       Kayseri
       Kilis
       Kırıkkale
       Kırklareli
       Kırşehir
       K.Maraş
       Kocaeli
       Konya
       Kütahya
       Malatya
       Manisa
       Mardin
       Mersin
       Muğla
       Muş
       Nevşehir
       Niğde
       Ordu
       Osmaniye
       Rize
       Sakarya
       Samsun
       Şanlıurfa
       Siirt
       Sinop
       Şırnak
       Sivas
       Tekirdağ
       Tokat
       Trabzon
       Tunceli
       Uşak
       Van
       Yalova
       Yozgat
       Zonguldak
       Kıbrıs
       Gündem
       Ekonomi
       Dünya
       Yaşam
       Spor
       Magazin
       Politika
       Sağlık
       Kültür-sanat
       Bilim-teknoloji
Paparazzilerin Sistemle Bir Akrabalığı Var mı?
Mazhar Bağlı

Paparazziler bir toplumu okuma alanı olarak görülebilir mi?

Bir toplumun ortalama insanlarının ilgilendiği konularla entelektüellerinin ilgilendiği konular arasında nasıl bir farkın olması beklenir?

Bu fark bir mahiyet farkı mıdır, yoksa bir derece farkı mıdır?

Normal bir toplumda bu fark, takdir edilmelidir ki bir mahiyet farkıdır. Entelektüeller, toplumsal yapının ve işleyişin düşünsel arka planına ilişkin kurguya/kurgulara kafa yorarlar. Bu yolda elde ettikleri kazanımlar da onlara farklı bir açıdan topluma bakabilme imkanını sunar ve kimi zaman da bu zihinsel gel gitlerini toplumla paylaşırlar.

Ama Türk toplumunda sıradan bir vatandaşın bakışı ile bir entelektüelin bakışı arasındaki fark bir derece farkı olmaktan öteye geçebilmiş değildir.

Bundan birkaç yıl önce Türkiye Yüz Güzeli seçilen bir genç kız, vücut ölçülerinin verdiği gururla (!) “Ben Türkiye’nin Madonnası olmak istiyorum” demişti. Çünkü ona göre Madonna olmak vücut ölçüleriyle ilgili bir konuydu. Zaten kendisinin sahip olduğu vücut hem kolaylıkla bir gösterim aracı olabilmesi bakımından hem de ölçü bakımından bu iş için çok müsaitti. Oysa Madonna’daki gösterim salt bir vücut gösterimi ve ölçü birimi değildir elbette. İçerikten çok biçim(stil)e vurgunun yapıldığı bir dönemde yıldızı parlayan Madonna, bedeninin cinselliğinden çok, soyut bir cinsellik sunmak ister bize. Onun bize sunduğu o baştan çıkarıcı, sarışın fettandan öte başka bir imgedir. O, yüzünden çok gövdesiyle ve gövdesinin içerdiği soyut biçimlerle göz önüne gelmek ister. Bu da onda fazlasıyla var. Peki anılan Türk güzelinde bu altyapı var mı? Bilemiyoruz ama o sınıftaki her bir bireyde böyle bir meziyetin var olduğuna hiç şahit olunmadı bugüne kadar.

Siyasetçilerin bir kısmı da bugünlerde 80 yılda başarılamayan sorunları çözme vaatlerinde bulunuyorlar ve bunları da büyük bir ciddiyetle savunuyorlar çünkü onlar da bu işi becerecek gerekli donanıma sahip olduklarına inanıyorlar. Peki bu siyasetçilerde de bu sorunları çözebilecek vizyon ve birikim var mı? Bundan da emin değiliz çünkü geçmişlerinde ve şimdi beslendikleri temel referanslar bir umut vaat edecek bir gelişmeyi doğurmadı bugüne kadar.

Kadın buluşturma veya kavga ettirme programlarında kurulan mahkemelerin kararları ile diğer mahkemelerin kararlarının gerekçesi arasında da bir fark olduğu söylenemez çünkü her ikisi de kendi meşruiyet kaynağını kendileri ihdas etmektedirler.

Milli ve militarist sosyologumuz ile sıradan bir tek partici vatandaşın düşüncesi ile zihniyeti arasındaki fark nasıl bir farktır acaba?

Sanırım birisi doğrudan demokrasiyi rafa kaldırmaktan yanadır birisi de Türkiye’nin içinde bulunduğu şartların bir gereği olarak –bir derece farklı bir biçimde- demokrasi karşıtlığını savunacaktır.

Türkiye’deki bürokratik elitlerin önemli bir kısmı her fırsatta Türkiye’de var olan kimi anti demokratik yasaların benzerlerinin AB üyesi ülkelerde de olduğunu söylediklerine hep beraber şahit oluruz ama oradaki var olan bu yasalar aslında güçlüyü korumak için değildirler. Aksine çoğunluğun ve resmi ideolojinin sahip olduğu güç dolayısıyla muhataplarını mağdur edebileceği varsayımına dayalı olarak zayıfı korumaya yönelik yasalardır.

Devletin resmi ideolojisi ile paparazziler arasında çok benzer bir ilişkinin ve söylem birliğinin kurulmasına bizi zorlayan asıl olaylar ise ne Madonna olmanın gereğini bilmeden sadece yüz güzelliği ile Madonna olma iddiasında bulunmak ne de iktidarda olduğu dönemlerde memleketi bir faili meçhuller arenasına çeviren karanlık ilişkiler patronu olanların terörü bir gecede bitirebileceğini söylemeleri ne mazotu 1 YTL yapacağını söyleyenlerin geçmişi ne birkaç yılda hangi sihirli formül ile kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolar yapabileceğini söyleyenler ne de bir sosyoloji profesörü ile sıradan bir vatandaşın toplumsal sorunlara yönelik aynı dili kullanıyor olmasıdır.

Bizi buna zorlayan kadın kuşağı saatlerinde hiçbir müktesebatı olmayan kimi toplumsal ahlak ve gereklilik vaizleri ile militarist toplum mühendislerinin vatandaşları hizaya getirmek için kullandıkları söylem birliğidir. Bu söylemlerin mantık benzerliğidir. Bir akademisyenle hiçbir entelektüel birikimi olmayan birisinin aynı konuya aynı gerekçelerle karşı olması veya taraf olması normal bir durum olarak görülebilir mi? Yanlış bir durum var ise elbette herkes buna itiraz edecektir ama bir akademisyen düşünsel bir kaygı taşır, sıradan bir vatandaş ise toplumsal bir kaygıyı önceleyecektir.

Bu (dinsel, ideolojik, yargısal, militarist ve korumacı) vaizlerin hepsinin söylemlerinde bir bütünlük varsa orda paparazzilik bir durum yok mu?

Bu söylemler arasında bir mahiyet farkı fark eden var mı acaba? Yoksa ben mi çöl sıcaklarından bunaldım?

Yazarın tüm yazıları
Yorum ve mesajlar

Bu yazıya ilk yorumu veya mesajı yazmak istermisiniz?
[Tüm yorum ve mesajları okumak için tıklayınız] [Yorum veya mesaj eklemek için tıklayınız]