07 Eylül 2008
Pazar 3:25
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
       Adana
       Adıyaman
       Afyon
       Ağrı
       Aksaray
       Amasya
       Ankara
       Antalya
       Ardahan
       Artvin
       Aydın
       Balıkesir
       Bartın
       Batman
       Bayburt
       Bilecik
       Bingöl
       Bitlis
       Bolu
       Burdur
       Bursa
       Çanakkale
       Çankırı
       Çorum
       Denizli
       Diyarbakır
       Düzce
       Edirne
       Elazığ
       Erzincan
       Erzurum
       Eskişehir
       Gaziantep
       Giresun
       Gümüşhane
       Hakkari
       Hatay
       Iğdır
       Isparta
       İstanbul
       İzmir
       Karabük
       Karaman
       Kars
       Kastamonu
       Kayseri
       Kilis
       Kırıkkale
       Kırklareli
       Kırşehir
       K.Maraş
       Kocaeli
       Konya
       Kütahya
       Malatya
       Manisa
       Mardin
       Mersin
       Muğla
       Muş
       Nevşehir
       Niğde
       Ordu
       Osmaniye
       Rize
       Sakarya
       Samsun
       Şanlıurfa
       Siirt
       Sinop
       Şırnak
       Sivas
       Tekirdağ
       Tokat
       Trabzon
       Tunceli
       Uşak
       Van
       Yalova
       Yozgat
       Zonguldak
       Kıbrıs
       Gündem
       Ekonomi
       Dünya
       Yaşam
       Spor
       Magazin
       Politika
       Sağlık
       Kültür-sanat
       Bilim-teknoloji
ÜÇ ERG ÜZERİNE BİR DENEME
Durul Türkmen

Aile, tarihin en eski ve köklü kurumudur. Türk milletinin sosyolojik yapısı aile üzerine kurulmuştur. Anne, baba ve çocuklar toplumun özünü oluştururlar. Böylece hem bir arada olmanın hem de ayrı birer şahsiyet olmanın hazzını yaşarlar.

Fonksiyonları dipdiri olan aile, bir sosyal kurumdur. Sosyo-ekonomik hayatın gerilme ritmi içinde yorulan fertler, ailenin sıcak ve huzur dolu kucağında gevşeme ritmine girerek yarınki hayat mücadelesine hazırlanırlar.

Bu kurumu yıkmaya yönelen, kutsal nikah kurumunu küçümseyen, özgürlük maskesi altında fuhşu özendiren çevrelerin, kendini evine ve ailesine vakfeden anneleri de birer asalak gibi göstermelerine karşı olunmalıdır. Aile kurumu olmaksızın, beden ve ruh sağlığı yerinde nesiller yetiştirmek mümkün değildir. Bu açıdan aile kurumuna büyük önem verilmelidir.

Durul TürkmenNe kadar mükemmel olursa olsun hiçbir kurum ailenin yerini tutamaz. Ana-baba şefkatinden ve korumasından yoksun kalan kimsesiz çocukların barındığı Çocuk Esirgeme Kurumu, Yetiştirme Yurdu gibi yerler normal bir aile ortamıyla kıyaslanamazlar. Beden ve ruh sağlığı yerinde olan nesiller yetiştirebilmek için kendilerini ailesine vakfeden anneler ve yuvalarına aşkla bağlı babalara ihtiyaç vardır. Bu tip ailelerden oluşan milletler, ihtiyaç hissettikleri sayıda ve kalitede insan yetiştirebilirler.

Çocuklarına ve gençlerine milli-manevi değerleri aşılamak Türk ailesinin en önemli fonksiyonlarından biridir. Çocuklarını kendi kültür ve medeniyetlerine yabancılaştırmadan başarılı birer şahsiyet haline getirmekle görevli olan Türk ailesi, yabancılar için değil kendi milletleri için evlat yetiştirmelidir.

Devlet, aile kurumuna sahip çıkmalı ve desteklemelidir. Çocuklar doğum öncesinden başlayarak yetişkin oluncaya kadar hem ailesinin, hem de devletin ortak koruması altında bulunmalıdır. Ancak devlet bu görevini yaparken, ailenin çocukları üzerindeki hak ve sorumluluklarına gereksiz yere müdahale etmemelidir. Çocuğun, herkesten önce kendi ailesine ait olduğu gerçeği gözden ırak tutulmamalıdır.

Gençlik denince akla 15-24 yaş grubu arasındaki nesiller gelir. Bu bakış açısı biyolojik ve fizyolojik açıdan doğrudur. Gençlik sorunlarının, ekonomik, sosyal, siyasi ve ruhi boyutları vardır.

Her şeyden önce biyolojik ve fizyolojik bir vakıa olan gençlik, insanın en güçlü, en enerjik ve en dinamik dönemini temsil eder. Bu yüzden gençlerin çağa öncülük edecek tarzda yetiştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Gençlik sorunlarının en garantili çözüm yolu; kötü alışkanlıktan uzak, bilimde, teknikte, güzel sanatlarda başarılı, beden ve ruh sağlığı yerinde, idealist ve inançlı bir gençlik yetiştirmeye bağlıdır. Bunu istemek her milletin en doğal hakkıdır. Her millet kendi gençliğini, kendi temel değerlerine göre yetiştirmek ister. Türk eğitim sisteminin asıl hedefi bu tarz gençler yetiştirmek olmalıdır.

Türk eğitim sistemi yabancılara değil, kendi bizim milli ve manevi değerlerine hizmet edecek nesiller yetiştirmek zorundadır. Gençlerine gerekli eğitimi veremeyen, onları özlediği gibi yetiştiremeyen bir millet asla hür ve bağımsız kalamaz.

Gençliğin sahip çıkmadığı hiçbir fikir, hiçbir inanç ve hiçbir ideolojinin geleceği yoktur. Gençliği kazanamayan, gençliğin kafasında ve gönlünde yer bulamayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz. Eğer Türk milleti olarak gelecek yüzyıllarda da kendi kimliğimizle var olmak istiyorsak, gençliğimize sahip çıkmak, onu yabancı ideolojilerin etkilerinden korumak zorundayız.

Milli ve manevi değerlere bağlı, beden ve ruh sağlıyı yerinde, güçlü ve başarılı bir eğitim ve öğretimle çağın standartlarına göre yetişmiş, sevildiğine, korunduğuna inanan bir gençlik, milli varlığımızın en büyük teminatıdır. Gençlik, hürriyetçilik, bağımsızlık, yenilikçilik ve hassasiyet demektir. Gençlik, doğası gereği esarete düşman, hürriyete aşıktır. Kötü niyetli çevreler gençliğin bu özelliğini soysuzlaştırarak işi anarşiye kadar götürebilirler.

Gençliğin yenilikçi yönünü sömürerek onları tarih düşmanı yapmaya, kendi öz kültür ve medeniyetlerine düşman etmeye çalışabilirler. Gençliğin haksızlıklara karşı oluşunu kullanarak iç çatışmaları körükleyebilirler. Gençlerin idealist karakterini sömürerek, onların arasından en gözü kara militanları ve teröristleri çıkarabilirler.

En önemli gençlik sorunlarından biri de nesiller arası çatışmadır. Toplumlar, nesiller arası etkileşim yoluyla hem varlıklarını sürdürürler hem de kendilerini yenilerler. Gençler, bir önceki nesilden aldıkları kültürel mirası kendilerinden sonraki nesillere aktarırlar. Bu aktarım sürecinde devralınan miras yaşayan nesil tarafından hem eleştirilir, hem de geliştirilir.

Küçük yaşlardan itibaren genç nesiller geleceğe dönük projeler üzerinde çalışmaya alıştırılmalıdır. Başıboş bırakılmış genç nesiller karanlık yarınların habercileridirler. Pısırık, yorgun, ümitsiz, hayalsiz ve idealsiz gençlik olmaz. Kendini olayların akışına bırakmış, sadece içgüdüleri ile ayakta duran idealsiz ve heyecansız gençliğin kimseye bir faydası olmaz. Bu nedenle her millet gençliğinin üzerine titremelidir.

Gençliğinin, kendi milli değerlerine, kendi kültür ve medeniyetine yabancılaşan bir milletin hayat hakkı yoktur. Çocuklar ve gençler, bütün insanlarda bulunan identification (kendini benzetme, başkalarını örnek alma) ihtiyacını diğer yaş kuşaklarına nazaran çok daha fazlasıyla hissederler. Gençler, yakın ve uzak çevrelerinden bazı örnek kahramanlar seçerek onlara benzemek isterler. Eğer aile, okul ve devlet seçkin örnekler verememişse; gençler örnek alacakları kişileri sokaktan seçeceklerdir.

Adalet ve eşitlik kavramları demokraside vazgeçilemez derecede önemlidir. İnsanlar, adalet kadar fırsat ve imkan eşitliğini de ararlar. İnsanlara eşit yarışma imkanı mutlaka verilmelidir. İnsanlar, fırsat ve imkan eşitliği içinde elde edilen başarı farklarını içlerine sindirebilirler; fakat, bu imkanın bulunmadığı ortamlarda oluşan farklı başarılara isyan ederler.

Eşit fırsatlar ve imkanlar içinde elde edilen başarıların hakkını vermek gerekir. Aksi takdirde adaletten söz edilemez. Ekonomik ve politik hayatta fırsat ve imkan eşitliğini sağlamak, sosyal huzurun temel şartıdır. İnsanlara becerileri ölçüsünde ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanlarda gelişme fırsatı ve imkanı verilmesi gerekir.

Eğitimin temelinde düşünce özgürlüğü vardır. Düşüncenin gelişebilmesi için özgür bir ortama ihtiyaç vardır. Her millet, tarih boyunca edindiği bilgilerini ve tecrübelerini eğitim kanalıyla gelecek nesillere ulaştırır.

Her kültür ve medeniyet, bir tarih hazinesine dayanır. Eğitim faaliyeti, geçmiş nesillerin birikimlerini miras olarak almak, bunları çağdaş ihtiyaçlara göre yeni bir kompozisyonla ve bugünün tecrübeleriyle geliştirmeyi amaçlar. Milli deneyim ve birikimleri temel almayan bir eğitim, gelişmeye değil yabancılaşmaya neden olur. Eğitim, toplumun sosyal hayatının milli yapısına, ihtiyaçlarına, hedeflerine uyumlu olmalıdır. Bireyi, sosyal iş bölümünde verimli ve başarılı kılacak önlemler almalıdır.

Ülkedeki bütün çocukların ve gençlerin eğitilmesi devletin vazgeçilmez ve en temel görevidir. Herkes becerisine, eğilimine uygun olarak eğitimden geçirilmelidir. Eğitim hakkı, hiçbir şart ve durumda ortadan kaldırılamaz. Devlet, eğitim için gerekli teşkilatları kurmalı, bunların finansmanı için azami fedakârlık yapmalı, milli ihtiyaçları karşılayacak sayı ve kalitede okullar açmalıdır.

Kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkeler eğitime büyük önem vermişlerdir. Sorunlarını bilim ve eğitimle çözemeyen toplumlar, ihtilallere ve anarşiye sürüklenirler.

Başarılı bir milli eğitim, milli sosyal yapıya uyum sağlamak, milli kültür malzemesini işlemek, çağdaş ihtiyaçlara cevap vermek gibi hassas bir denge üzerine oturmak zorundadır.

Eğitimin asla ihmal edilemeyecek iki yüzü vardır: Eğitim, hem milli hem de çağdaş olmak zorundadır. Hem milletin güvenini kazanmalı, hem de milleti geliştirmelidir. Millet, çocuğunu okula ve öğretmene teslim ederken hiçbir endişeye kapılmamalıdır. Evladının dinine, diline, milli duygularına, tarihine, kültürüne ve bayrağına yabancılaşmayacağından emin olmalıdır.

Eğitim; sınıf, bölge, mezhep kışkırtıcılığından sakınmalı, milleti bütünleştirmelidir. Toplum kesimleri arasında çatışmalar varsa onları yok etmeye, zayıflatmaya, yumuşatmaya çalışmalıdır. Aksine hareket eden kadroların elinde bulunan eğitim faaliyeti, vatana ve millete düşman nesiller yetiştirir. Yaşamak isteyen hiçbir millet, eğitimin milli karakterini inkar ve ihmal edemez. Toplumu oluşturan bütün kesimlere eğitimde fırsat ve imkan eşitliği tanınmalıdır.

Eğitimin en önemli fonksiyonlarından biri de milli kültürü geliştirmek ve genç nesillere aktarmaktır. Eğitim, milli kültürü zenginleştirmek için başka milletlerin tecrübelerine de ihtiyaç duyar. Ancak hiçbir millet başka bir milletin kopyacısı yapılamaz; yapılmamalıdır. Türk çocuğunu Batı resmine, heykelciliğine, müziğine, mimarisine, dansına, düşünce zevkine göre eğitmeye çalışmak eğer gaflet değilse ihanettir. Kültür emperyalizmine, yeni sömürgeciliğe hizmettir.

           Eğitim, bir milletin en önemli, en hayati yatırımıdır. Kalkınma konusunda ekonomiyi temel, eğitimi ise önemsiz bir konu olarak görmek büyük hatalara yol açar. Pek çok kişi kalkınmadan söz ederken ülkeyi saran fabrika bacalarını, kara, deniz ve hava yollarını, barajları, köprüleri hayal eder. Bunlar elbette ki kalkınmanın çok önemli birer yönünü temsil ederler. Oysa kalkınma, milli, çağdaş ve güçlü bir milli eğitim konusudur.

Durul TürkmenBir ülkenin en sağlam hatta en kısa kalkınma yolu eğitimden geçer. Kalkınmak isteyen fakir bir ülke bile her türlü ıstırabı göze alarak insanlarını milli ve çağdaş bir eğitimden geçirerek ayağa kalkma iradesinden asla vazgeçmemelidir. Bu bağlamda halk, her türlü fedakarlığa katlanarak, eğitimin finansmanı için gerekli desteği sağlamaya ikna edilmelidir. Eğitimin milliyetçi ve medeniyetçi karakteri ısrarla korunmalıdır.

Bir millet için eğitilmiş insan sayısı kadar eğitim kalitesi de önemlidir. Eğitim kurumlarının eğitici kadroları, programları, atölyeleri, laboratuarları, kitapları ihtiyaca cevap verecek güçte olmalıdır. Eğitim ucuz bir faaliyet değildir. Ucuz tarafından temin edilmiş bir müdür ve bir de mühürden ibaret okulculuk oyunu bırakılmalıdır.

Eğitim, insanları maddi ve manevi yönleriyle kavramalıdır. Eğitim görenler görmeyenlere nazaran bedenen ve ruhen daha mükemmel olmalıdır. Ucuz, şaşkın, gayrı milli bir eğitim yerine milli ve çağdaş bir eğitim sistemi kurulmalı; bunun için her türlü önlem alınmalı, hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamalıdır. Bu amaca ulaşmak için gerekli teşkilat, tesis, malzeme sağlanmalı, milliyetçi, idealist öğretim kadroları süratle oluşturulmalıdır. Üniversiteler hem sayıca, hem kalitece güçlendirilmeli, meslek öğretimi ve orta öğretim, DPT’nin belirleyeceği ihtiyaçlara göre yeniden ve sağlamca ele alınmalıdır.

Çocuklar ve gençler yeteneklerine ve eğilimlerine göre tasnif edebilmeli, eğitim ve öğretimde fırsat ve imkan eşitliğini gerçekleştirmelidir. Gençlerin bir an önce bir iş ve meslek sahibi olmalarını ve süratle üretime katılmalarını sağlayacak bir eğitim politikası geliştirilmelidir.

Eğitim, her ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel ve politik çıkarlarına göre düzenlenmelidir. Hiçbir millet veya devlet, kendi bütünlüğünü tehlikeye sokacak, maddi ve manevi değerlerini yıkacak, gelişme ve yücelme arzusunu engelleyecek, milli ve kutsal kaynaklarını kurutacak, ulaşmak istediği hedefleri karartacak, hak ve özgürlükleri ortadan kaldıracak bir eğitime izin vermemelidir.

Milli politikaların hizmetinde olması gereken milli eğitim, bu karakteri dolayısıyla milli savunmanın önemli bir parçasıdır. Çünkü insan, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik hayatın, stratejik değeri en yüksek unsurudur. Savaşları yapanlar ve kazananlar insanlardır. Milli ve çağdaş bir eğitimden geçirilmiş, bilinçli, kaliteli nesillere sahip olan milletlerin başarıları daha büyük ve süreklidir.

Milletler ve devletler, kendilerini her yerden önce kendi okullarında savunabilmelidirler. Okullar, bir milletin siyasi, kültürel sınırlarını korumalı, ekonomik ve sosyal gelişmesini kolaylaştırmalı, milletimizi, devletimizi yabancı kadrolar karşısında ezik, yenik duruma düşürmemeli, bilimin ve tekniğin yardımıyla her alanda kendi öz kaynaklarından, öz emeğiyle teknoloji üretmelidir. Her alanda ihtiyaç duyulan sayıda ve kalitede uzman ve yardımcı eleman yetiştirmelidir. Ordunun ulaşmak istediği hedeflere insan, malzeme, araç, manevi ve maddi destek hazırlamalıdır. Hangi rejimle idare edilirse edilsin her devlet, eğitim sistemini bu ölçülere göre kurmalı ve çalışmalıdır. Eğitim, milli birliği güçlendirmelidir.

Aile, gençlik ve eğitim konularına dair devlet ivedi bir şekilde güncel politikalar geliştirmeli ve de sosyal bütünleşme yoluyla sosyal sınıflar arasındaki farkları ve dolayısıyla çatışmaları azaltmalıdır.

Yazarın tüm yazıları
Yorum ve mesajlar

Mustafa KALAFAT 2008-03-30 23:32
Bu yazıyı anasayfaya taşıyın.
lütfen bu yazıyı ansayfaya da taşıyın da kaybolan değerlerimizi hatırlasın birileri. teşekkürler.
İrem Aksu 2008-03-22 19:50
Mesaj ulaşıyordur...
eminim ki bu mesajlar ulaşıyordur ulaşması gereken yere...
Ece Ulusoy 2008-03-21 10:57
?
bu tarz güzel yazıları yazanların sayısı artmalı ve bunları da uygulaması gerekenler okumalı.
Erhan Erkut Volkan 2008-03-20 00:10
Saygılar
tebrikler, saygılar.
Beyza Koçarslan 2008-03-17 12:48
Yetkililer Okuyor mu?
bu yazıyı muhattaplarına da iletmek, okutmak lazım. hükümetin haberi yok milletten, değişen dünyadan ve kaybedilen değerlerden. sadece burada bunları yazmakla olmaz. ilgili kişilere de duyurun. site yetkilileri bu konuda ne yapıyor?
Hülya Busem Cevahir 2008-03-17 11:17
Tebrikler
gerçeklere dair yazdıklarınızdan ötürü sizi tebrik ediyorum.
Burhan Asım Üçoklar 2008-03-16 13:43
Saygılar
sevgili başkanım, başarılarınıza tanık olmak bizleri mutlu ediyor. farklı üslubunuz ve özgür yorumunuzdan dolayı sizi tekrar tebrik ediyorum. saygılarımla.
Esra Topraklı 2008-03-14 13:57
Ziyadesi ile yerinde bir deneme
tebrikler. sizi ilgi ve merakla takip ediyorum. bu güzel yazılarınızın devamını bekliyorum.
Buket Tanrıverdi 2008-03-03 01:50
Kazınım
haytın kazınımları vardır. bunları 3 erg olarak adlandırmanız çok güzel. siyasette genç yaşta yıllarca emek verip çok iyi yerlere gelmiş birinin aynı zamanda iyi bir kaleme de sahip olması ülkemizde ender rastanır cinsten. tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim.
Ahmet Hakan ÖZTÜRK 2008-02-15 04:11
Gelecek ve Gençlik
sitenizi yeni tanıdım durul bey. sizin gibi genç ve başarılı insanları görmek, dibe vurmuş bir devlet yöentiminde yok olan umutlarımızı yeniden canlandırıyor. tebrikler...
ERKAN TOSUN 2008-02-13 10:49
yozlaşma
gerçekten önemli bir konuya değinmişsin zaten sizin kitaplarınızı da devamlı okuyorum çocuklarıma okutuyorum. başarılarınızın devamını dilerim...
Buse Tezcan 2008-02-12 03:10
Ne Eğitimi
ne eğitimi, benim yaşım 23, ülkemdeki manzaraya bak. sizin düşüncelerinizin onda birini değerlendirse hükümet yeter.
haluk delibalta 2008-02-04 11:06
güzel
gerçekten güzel bir yazı olmuş
Hatice Sinem Özok 2008-02-01 23:00
Keşke
bu yazdığınız güzel şeyler gerçekten uygulansa ve değer görse keşke
Taner Korucan 2008-01-30 19:30
Peki bu öğerler ülkeimzde ne düzeyde?
ülkemizde önem verilen şeylerin aslında önemli şeylerin olmadığı, önemsiz olan şeylerinde önemli olduğu bir dönemdeyiz. umarım herşey düzelir buda gençlikle olacaktır....
[Tüm yorum ve mesajları okumak için tıklayınız] [Yorum veya mesaj eklemek için tıklayınız]