05 Eylül 2008
Cuma 8:57
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
Muş
İlçe Sayfaları
  Bulanık
  Hasköy
  Korkut
  Malazgirt
  Varto
Vali
Belediye Başkanı
Milletvekilleri
Siyasi Partiler
Hastaneler
Doktorlar
Eczaneler
Avukatlar
Firmalar
Sivil Toplum
İlimizi Tanıyalım
Haber Arşivi
TEMSİLCİ
Serkan Sezgin

 

Sakık: Devlet değil demokrasi istiyoruz

Parti kapatmanın "çözüm değil sorun" olduğunu söyleyen DTP'li Sırrı Sakık, çözüm adresinin "demokrasi ve Ankara" olduğunu söylüyor. Sırı Sakık'a göre DTP'nin PKK'ya "terör örgütü" demesi fayda getirmez.

1991 seçimlerinde Halkın Emek Partisi'nin (HEP) Erdal İnönü başkanlığındaki Sosyal Halkçı Demokrasi Partisi(SHP) ile yaptığı ittifakla Muş Milletvekili olarak Meclis'e girdi. Meclis'teki olaylı Kürtçe yeminin ardından 22 arkadaşıyla birlikte milletvekilliği düşürülüp parlamentodan atıldı. Sakık, yıllar sonra HEP-DEP-DEHAP çizgisinin son halkası olan DTP'den bağımsız aday oldu. 22 Temmuz seçimlerinde Muş Milletvekili seçilerek yeniden parlamentoya girdi. Ancak partisi yeniden HEP benzeri bir süreci yaşıyor. Meclis'e girdikleri ilk günlerdeki 'mutedil' söylem ve eylemlerinin aksine bazı DTP'li milletvekillerinin PKK'ya destek mahiyetindeki sert demeçleri üzerine Yargıtay Başsavcılığı partinin kapatılması talebiyle dava açtı. Anayasa Mahkemesi'ndeki hukuki süreç devam ediyor.

Bu noktada Sakık, DTP'nin de hatalar yaptığını kabul ediyor. Ancak, Türkiye'nin DTP fırsatını kaçırmaması gerektiğine inanıyor. "Talebimiz devlet değil, demokrasi" diyen Sakık, en çok PKK ile ilgili sorulardan sıkılıyor. Ancak, PKK'yı tartışmaktan korkmayalım demekten de vazgeçmiyor. Parti kapatmanın kimi çevrelere prim sağlayacağını düşünüyor. Ona göre en büyük tehlikelerden biri, şiddetten beslenenlerin Türk-Kürt çatışması çıkarmak istemesi. Sırrı Sakık'ın ismi; Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk gibi DTP içindeki ılımlı milletvekilleri arasında geçiyor.

-On altı yıl sonra Meclis'e yeniden girdiğiniz ilk gün sergilediğiniz tablo, barışçıl çözüm için olumlu karşılanmıştı. Ancak kısa süre sonra dönüş yaptınız. Bunun sebebi neydi?

Bizim sürekli adresimiz Meclis oldu. Sorunların çözüm yerinin burası olduğunu söyledik. O gün bugün aynı şeyleri söylüyoruz aslında. O günün (olaylı yemin gününün) hepimiz için bir ders olduğunu düşündük. Ama bazıları hâlâ o yılın ruhuyla hareket ediyor. Yeniden partimizi kapatmaya, dokunulmazlıklarımızı kaldırarak bizi susturmaya çalışıyor. 94'teki ittifak ne yazık ki bugünkü parlamentoda var. Sanki 84 yıllık cumhuriyet dönemindeki bütün hataların sorumlusu ve olumsuzlukların mimarı DTP'dir. Ya da DTP'nin elinde sihirli bir çubuk var da bunları bir anda yok edecek, her yeri gül gülistan yapacak bir güç varmış gibi bir yaklaşım sergileniyor. Bu ikisinin de doğru olmadığına inanıyorum. Biz hep daha çok demokrasi, diyalog ve barış dedik, ama ne yazık ki bu duyarlılık tek taraflı kaldı.

HATALARIMIZ, İNFAZ GEREKTİRMİYOR

-Bu süreçte sizin hiç hatanız olmadı mı?

Bizim de hatalarımız oldu. Sistemi sorgularken kendimizi de yargılıyoruz. Ama bu eksiklerimiz bizim infazımızı gerektirmiyor. Sürekli muhasebe yapıyoruz; insanız, eksiklerimiz nerede var, nasıl telafi edebiliriz. Türkiye'nin hassasiyetleri vardır. Onları dikkate alalım diyoruz. Yanlışlıklarımız oldu. Ama bizim de hassasiyetlerimiz var. Bunu ancak yumrukları açıp tokalaşarak aşabiliriz. Bugüne kadar iç barışı sağlamayanların, ret ve inkâr politikası uygulayanların hiç günahı yok mu? Bu anlayışın kırılması lazım.

-Peki on yıldan bu yana ne değişti Türkiye'de, DTP'de ve PKK'da?

Aslında çok şey değişti. Bugün paşaların itirafları var. Kürtlerin varlığını kabul etmemekle hata yaptıklarını söylüyorlar. Ama Kürtler hep vardı aslında. Son yıllarda verilen bazı haklar var, bunu önemsiyoruz bir başlangıç adına. Türkiye değişiyor. İdam ortadan kalktı. Üstelik Abdullah Öcalan'ın idamdan kurtulması MHP döneminde oldu. AB ile ilgili adımların hepsi bir değişim, dönüşüm. Bizim cephemizde de çok ciddi değişimler oldu. Aynı şekilde PKK'da da çok ciddi değişim, dönüşüm oldu. Eskiden bağımsız Kürdistan hayali olan PKK, bugün gelinen noktada üniter devlet yapısı içerisinde sorunlarının çözümünü istiyor. Ortak vatan şiarı içinde hareket etmeleri çok önemli bir değişim ve dönüşümdür. Artık herkes hatalarıyla yüzleşmeli.

ÇATIŞMA ORTAMI TÜRKİYE PARTİSİ OLMAMIZI ENGELLEDİ

-Meclis'e girmeden önce Türkiye partisi olma iddianız vardı. Ancak selefleriniz gibi siz de etnik temelli siyasetten kurtulamadınız. Türkiye'yi kapsayacak, tüm toplumu kucaklayacak bir siyaset dili neden geliştiremediniz?

HEP'ten DTP'ye kadar 5 parti kapatıldı, 8 parti kuruldu. Bu süreç içinde sürekli Türkiye partisi olduğumuzu söyledik. Ama birileri bizi böyle yapmamak için uğraşıyor. Biz de bunu sağlayabildiğimizi söyleyemeyiz. Bütün ezilenleri temsil etmek istedik; ama sadece Kürtler burayı adres olarak gördü. Zaten bir çatışma ortamında bunu sağlamak çok da zordu.

-PKK ya da bazı DTP'lilerin partiyi kapattırmak istediği iddiaları da var?

Aklı başında hiçbir insanın partisinin kapatılmasından yana bir tavır takınacağını sanmıyorum. Ona imkân tanıyacak bir sürece gireceğini sanmıyorum. Yani biz bu partiyi ne emeklerle parlamentoya taşıdığımızı herkes çok iyi biliyor. Ve seçmenimiz de 'gidin bizim sorunlarımızı parlamentoda çözün' dedi. Şimdi antidemokratik uygulamalarla karşı karşıyayız. Bunu örtbas etmek için birileri DTP'yi günah keçisi seçiyor. Dışarıda ve içeride bu süreci sekteye uğratmak isteyenler var. PKK ya da DTP'nin içinde de bazı insanların olması çok doğaldır. Manipüle eden güçler var. Ama parti olarak böyle bir düşüncemiz yok.

DTP'DE AYKIRI SESLER VAR; SİLAHLAR SUSMALI

-Partide farklı 'kanaatler' mi var?

Her partide olduğu gibi bizde de bazı aykırı seslerin olması doğal. Zaten demokrasi de bunu emreder. Bazı arkadaşlarımızın zaman zaman sert söylemleri oluyor. Bunlardan kaçınmamız lazım. Çünkü bu durum en çok bize zarar veriyor. Parlamentoda elimizi kolumuzu bağlıyor.

-Kendi içinizde silahların susması gerektiğini tartışıyor musunuz?

Biz başkaları gibi değiliz, her saat tartışıyoruz. Başkaları gündüz dua ediyorsa biz gece gündüz… Her partide var olduğu gibi bizde de bazı sorunlar var. Kendi içimizdeki sorunları tartışarak dışarıya karşı birlik ruhunu sergileyebiliriz. Bunun için de öncelikle silahların susması gerektiğini söylüyoruz. Bizim bazı sorunlarımız var.

ONLARIN RUH HALİYLE BİR YERE VARILAMAZ

-Nedir onlar?

Bazı şeyleri net konuşamıyoruz. Bu ülkede bazıları sırtını belirli yerlere dayayarak siyaset yapmak istiyor. Çünkü varlık nedeni de o. Ama onların ruh haliyle bu ülkede siyaset yapamazsınız.

-DTP sürekli demokrasiden bahsediyor. Ancak parti içinde demokrasi olmadığını dile getiriyor bazı arkadaşlarınız?

Demokrasinin her yerde olmasını istiyoruz. Parti içinde yoksa ülkede de olmaz. Antidemokratik bir “siyasi partiler ve seçim yasası” var. Bunlardan kaynaklanan sıkıntılarımız olduğu bir gerçek. Ama bu her partide olan bir durum.

-Sürekli İmralı ile anılıyorsunuz. Sizin Kürt sorunu anlayışınız adeta PKK ve Öcalan'ı kurtarma davasına dönüştü. Çözümün adresi olarak neden sürekli İmralı gösteriliyor?

Şimdi tabii İmralı bir realite. Ama DTP farklı. Burada yapılanları, yaşananları dile getiriyoruz. İmralı'ya özgü bir hukuki süreç olmasın; çünkü hukuk kişilere özgü uygulanamaz diyoruz. Bu bizim için de bir realitedir. Artık PKK'yı tartışmaktan korkmamamız lazım. Bu, partinin tabanı içinde PKK'lı ailelerin bulunduğu bir zemin. Yani PKK'yı nasıl sosyal hayata dâhil edebiliriz, silahsızlandırabiliriz gibi projeleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Çünkü Türkiye'deki insanların kardeşliği için bunlar şart.

-İmralı'yı referans almanız bu sorunu çözümsüzlüğe itmiyor mu?

Bugüne kadar sorunlar çözülmediği için silaha başvuruldu. Bir sürü insan yaşamını yitirdi. Bu sorunlar yaşanmaya devam ederse PKK'yı yok etseniz başka PKK ortaya çıkar. Geçmişteki sorunları deşerek çözmek istemeyiz. Ama bu PKK'yı görmeden de çözemeyiz. Bunların dikkate alınması gerektiğini söylüyoruz. Bunu illa muhatap alma anlamında kullanmıyorum. PKK'yı görmezden gelerek de sorunu çözemeyiz. Yoksa adres gösterme yok.

-Sizin anladığınız anlamda Kürtlerin talepleri nedir?

Kürtlerin talebi parlamenter demokrasidir. Ancak partimiz o dönemde kapatıldı. Demir ve beton yığınları arasına hapsettiler bizi. Bugün geldiğimiz noktada yeniden o döneme benzer bir tablo var. Ancak o dönemin ruhuyla sorunların çözülemeyeceğini hayat bize gösterdi. DTP bu noktada bir şanstır. Kürtlerin parlamento ve demokrasiye olan inancını kırarsanız bu ülkeye kötülük yapmış olursunuz. Halkın iradesine saygı duyulmalı.

-DTP'nin çözüm politikası nedir?

Kürt sorununun üniter yapı içinde çözüleceğine inanıyoruz. Kürtlerin; bu ülkedeki herkesin, kendisini özgürce, yasal ve anayasal düzeyde güvence altına almasını istiyoruz. Kendi dillerinde eğitim verebilme hakkını istiyoruz. Bunlar Kürtlerin ana sorunları bize göre.

-Kürtlerin talepleri sadece kimlik ve kültürel haklardan mı ibaret?

Bölge insanı çatışma ortamından bıkmış durumda. Artık bundan kurtulmak istiyorlar. Bu anlamda AKP'ye verilen kredinin iyi değerlendirilmesini istiyorlar. Aş istiyorlar, iş istiyorlar, özgürlük istiyorlar. Barış istiyorlar. Biz Kürtlerin bazı taleplerini ihmal ettiğimizin farkındayız. Sosyal ve ekonomik projeler de geliştirmemiz lazım.

AK PARTİ DEMOKRASİ LİMANI OLARAK GÖRÜLDÜ

-DTP bir misyonu, bir siyasi ideolojiyi savunmak için mi var yoksa Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için mi?

DTP bir kitle partisi, sol partisi. Emekten, özgürlükten yana herkesin içinde bulunduğu bir partiyiz. Kürt sorununda büyük hassasiyeti olan ve bu noktada Kürtlerin iradesi olan bir partidir. Kürt halkına olan hassasiyetlerimiz dışında bir misyonumuz yok.

-22 Temmuz'u nasıl okudunuz?

Bu seçimde bizim insanlarımız bir liman arıyordu. AK Parti'yle ilgili bir umut vardı. Cumhurbaşkanlığı meselesi gibi birçok farklı faktör vardı. Verilen her oyda bir umut vardı. "Bu liman demokrasi inşa edecek, dökülen kan ve gözyaşını dindirecek, biz de kendi kimliğimizle kendi kültürümüzü özgürce ifade edeceğiz" şeklinde inançları vardı.

-Devlet, 1980'li yıllarda siyasi yollarla çözümü istiyordu. Bu fırsat o dönemde değerlendirilmedi. 22 Temmuz'da yakalanan bu fırsat bir kez daha mı kaçıyor?

Evet, HEP bugünkü DTP gibi bir fırsattı. Ancak bu fırsatı kaçırdık. Ama umarım yıllar sonra bu dönemde yakaladığımız fırsatı ete kemiğe büründürüp beraber değerlendiririz.

ÇÖZÜM ADRESİ BARZANİ-TALABANİ DEĞİL, ANKARA

-Türkiye'de ne zaman işler yolunda gitmeye başlasa ya da demokratik açılımlar yapılsa PKK saldırıları artıyor. Bunlar tesadüf olabilir mi? Silahların gölgesinde demokratik talepler ne kadar inandırıcı? Bu durum en çok da Kürtlere zarar vermiyor mu?

Hepimizin dileği bu şiddetin ve silahın ortadan kalkmasıdır. Bunlar olduğu müddetçe zaman zaman çatışmaların olmaması mümkün değil. Öyle bir politika geliştirmeliyiz ki silahları ülkemizin gündeminden tamamen çıkartalım. Öyle projelerle yola çıkmalıyız ki kimse artık bunlara başvurmasın. Yani demokrasi ve özgürlüğün, Türkiye'nin iç barışının önünü kesmek isteyenlerin elindeki argümanları alalım. Çatışma ortamında herkes zarar görüyor. PKK da dahil artık herkes siyasal hayata dönmek istiyor. Sınır ötesi operasyonun kimseye yararı olmayacak. Yeniden kan ve gözyaşıdır, Türkiye üzerinden. Türkiye Kürtleri güneydeki Kürtlerden farklıdır. Türkiye'deki Kürtlerin adresi ne güneydeki Kürtler, ne başka bir adrestir. Sorunun çözüm yeri Ankara'dır. Çözümü başka yerde aramıyoruz. Barzani ve Talabani'yi adres göstererek Türkiye'deki Kürtlere haksızlık edilmemelidir. Türkiye, 4 milyon insandan korkmamalıdır.

-DTP'nin nasıl bir Türkiye hayali var?

Bizim Türkiye ile gönül ve duygu bağımız var. Oradaki (Kuzey Irak'ı kastediyor) insanların özgürlüğüne seviniriz. Ama eğer Türkiye kendi iç barış ve huzurunu sağlarsa Ortadoğu'da model olabilir. Zaten Türkiye halkları arasında bir sorun yoktur. Yeter ki demokrasiden herkes pay alsın. Sorun demokrasidir. Devlet değildir. Açıkça söylüyorum bizim talebimiz devlet değil, demokratikleşmedir. Kimsenin kimse ile kavga etmediği, birlik ve bütünlük içinde yaşadığı bir Türkiye hayal ediyoruz.


ŞİDDETTEN BESLENENLER, TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI İSTİYOR

-PKK ile aranıza neden mesafe koymuyorsunuz?

Bakın biz hep işin ayrıntılarıyla zaman kaybediyoruz. PKK'yı terörist örgüt ilan etmemiz bize ne sağlar? Eğer bir faydası olsa bir kere değil bin kere terör örgütü ve terörist deriz. Ama bu kimseye bir fayda sağlamaz. Bakın son dönemlerde ciddi sıkıntılar var. Türk-Kürt çatışması yaratmak isteyenler var. Şiddetten beslenen güçler var. Bunların kim olduğunu herkes biliyor. Ülkede kimlerin şiddetten, silahtan beslendiğini Türk halkı çok iyi biliyor. Bunlar toplumu germek istiyorlar. Türkiye birileri sokakları karıştırmak istiyor. Türkiye'de çok acı tecrübeler yaşamış bir ülke. Türk-Ermeni çatışması, 6 Eylül olayları, Sivas, Çorum, Maraş tecrübeleri yaşamış bir ülke. Bu korkuların ne olduğunu da biliyoruz. Bir Türk-Kürt çatışması Bosna gibi olmaz. Ruanda gibi olur. Şimdi yeniden Türkiye'yi böyle bir sürece götürmek isteyenler var. Biz bunları görerek sigorta görevi oluşturmak istiyoruz. Herkesin bu kardeşliğe zarar verecek şeylerden kaçınması lazım. Kan ve şiddet üzerinde siyaset yapamayız. Hepimizin duyarlı olma zamanıdır. İç barış için adımlar atılmalı. İsrail ve Filistin liderleri Türk parlamentosu çatısı altında barış adına bir araya gelmediler mi?


 

Aksiyon dergisi
YORUMLAR

abdullah çetin 2007-12-05 08:23
sırır
senınle gelecek olan demokrasi hiç gelmesın. allah aşkını siizn Mhp den ne farkınız var. onlar türk millityetçiliğini yapıyorlar. sizlerde kürt milliyetçiliğini yapıyrsunuz. tek farkınız. Mhp Ovada yaşıyor. sizde dağlarda yaşıyorsunuz. işte dağda yaşadığınız için haince pusu kuruyorsunuz. demokrasi insaları öldürmeklemı gelecek.
YORUM EKLE
   MUŞ İŞ İLANLARI Doru i, doru eleman... Mulakat.net
  İş Ara   Eleman Ara   İlan Yayınla ( Ücretsizdir. )   81 İl, 1.100 İlçe İş İlanları   WEBMASTERLAR İçin