Büyük abi Malatya'da - Yine büyük abi - Türkiye'nin en kapsamlı yerel ve ulusal haber portalı
08 Ocak 2009
PerÅŸembe 2:54
Anasayfa | Üyelik | Künye | Temsilcilikler | Haber Bandı | İletişim | Anasayfam yap | Haber arşivi
İl Sayfaları
Malatya
İlçe Sayfaları
  AkçadaÄŸ
  Arapgir
  Arguvan
  Battalgazi
  Darende
  DoÄŸanÅŸehir
  DoÄŸanyol
  Hekimhan
  Kale
  Kuluncak
  Pütürge
  Yazıhan
  YeÅŸilyurt
Vali
Belediye Başkanı
Milletvekilleri
Siyasi Partiler
Hastaneler
Doktorlar
Eczaneler
Avukatlar
Firmalar
Sivil Toplum
Haber ArÅŸivi
TEMSİLCİ
Hacı Kabakaş

 

Büyük abi Malatya'da
Üç Hıristiyan'ın öldürülmesiyle ilgili tutuklanan Salih Gürler, bir numaralı sanık Emre Günaydın'ın birileri tarafından kollanıp yönlendirildiğini iddia etti.

Malatya'da 18 Nisan günü Zirve Yayınevi'ne yapılan baskında Necati Aydın, Tilmann Geske ve Uğur Yüksel'in işkence yapılıp, boğazları kesilerek öldürülmesinin ardında yine 'büyük abi' şüphesi çıktı. 3 kişinin öldürüldüğü katliamın tutuklu sanıklarından Salih Gürler, bir ay sonra 18 Mayıs'ta kendi isteğiyle cezaevinde savcıya verdiği ek ifadesinde davanın bir numaralı sanığı Emre Günaydın'ın birileri tarafından kollanıp, yönlendirilmiş olabileceğini anlattı. Bu ifadeler Hrant Dink Suikasti'ndeki gibi cinayetin ardından 'büyük abi' olabileceği şüphesini doğururken dosyaya giren ve biri cumhuriyet savcısına, biri özel harekatta görevli kadın polise ait çıkan birinin ise adresi askeri lojman olarak görünen 3 telefonla yapılan görüşmeler de dikkat çekti.

BIÇAKLADI, SERBEST KALDI
Yayınevine düzenlenen baskından 2 ay önce Emre Günaydın'ın kız arkadaşının yanında gördüğü bir kişiyi bıçakladığını, birlikte karakola götürüldüklerini ancak Günaydın hakkında bir işlem yapılmadığını iddia eden Gürler'in, cezaevi müdürü odasında soruşturmayı yürüten savcıya verdiği ek ifadesinde o günü şöyle anlattığı ileri sürüldü: "Emre, kız arkadaşı Didem'in yanında bir kişiyi görünce bıçakla yaraladı. Ardından telefonla arayıp 'yurtta buluşalım' dedi. Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve ben, Emre ile yurtta buluştuk.. Hamit'in üstü müsait olmadığı için Cuma, ben ve Emre, Sümer Karakolu'na gittik. Emre karakola girdi. Biz yolun karşısında durduk. Kapıda bir polisle görüştü. Çıkışta bize 'dosya kapandı adam beni tanımıyormuş' dedi. Kendisinin polis müdürleri, amirleri ile oturup kalktığını, bunların arkadaşı olduğunu söylüyordu. Bir kısmı bize hava atar gibiydi. Ama bu bıçaklama olayında karakolda Emre'ye bir şey yapılmadığını görünce sanki söyledikleri doğru gibi diye düşündüm."

'ALDIM' DEMEDİ 'ALINDI' DEDİ
Yine Salih Gürler'in, Emre Günaydın'ın talimatıyla Zirve Yayınevi'nin basılması eyleminin önce 20 Nisan'da yapılmasının planlandığını anlatarak, "Emre '20 Nisan'daki eylem 19 Nisan'a alındı' dedi. Kendisi de bize 'Aldım' demedi. 'Alındı' dedi. Bu konuşma benim dikkatimi çekmişti" dediği iddia ediliyor. Anlatımlarında Emre Günaydın'ı birilerinin yönlendirdiğini ima eden Gürler, ayrıca Günaydın'ın yurtta kaldığı dönemlerde ceplerinde 300 ila 350 YTL civarında paralar gördüğünü anlatarak "Kendisine 'baban sana 100 YTL harçlık veriyor. Bunlar nereden çıkıyor' diye sorduğumda bana 'gasp ediyorum' diyerek ayrıntı anlatmıyordu" dediği belirtiliyor.

Zanlıların telefon görüşmesi

Abuzer Yıldırım'ın görüştüğü cep telefonlarından birinin kayıtlarında ise Ankara Özel Harekât Dairesi'nde görevli kadın polis memurunun telefon numarasına rastlandı. Yıldırım'ın 8 Kasım 2006'da 2 kez kısa mesaj gönderdiği cep telefonu numarası, üzerine kayıtlı çıkan Cumhuriyet Savcısı hattı 5 yıldır Malatya'da yaşayan bir akrabasının kullandığını söyledi.

Bir numaralı abinin görüntüleri yok edildi

Emre Günaydın'ın hastane odasındaki kamera görüntüleri teknik yetersizlikten kopyalanamadı. Bunun üzerine delil görüntüleri imha edildi.

Malatya'daki Zirve Yayınevi'ne düzenlenen kanlı baskınla ilgili soruşturmada bir skandal ortaya çıktı. Üç kişinin öldüğü 18 Nisan'daki Zirve Yayınevi baskını davasının bir numaralı sanığı Emre Günaydın, balkondan kaçmaya çalışırken düşmüş ve yaralanmıştı. Günaydın bunun üzerine tedavi altına alındı. Malatya Başsavcılığı, bu süreçte Günaydın'ın hastanede gözlem altına alınmasını kararlaştırdı. Bunun için odasına kamera yerleştirildi. Amaç, Günaydın'ın soruşturmayla ilgili kimseyle görüşmemesiydi, görüşürse de bunun tespit edilmesiydi. Dava dosyasına giren bir belgeye göre; Günaydın'ı izleyen hastane kayıtları Emniyet'e verildi. Emniyet ise "mevcut teknik imkânlarla" görüntüleri medya formatına kopyalayamadığı için delil olarak çekilen kaydı tamamen silme yoluna gitti. Malatya Emniyeti 6 Haziran 2007'de bu konu hakkında savcılığa bir yazıyla bilgi verdi. Cinayetin bir numaralı sanığının güvenlik kaydı görüntülerinin teknik nedenlerle silinmesi skandal olarak değerlendirildi. Dosyaya yeni giren bir başka belge de "suçlanan askerin soruşturmada görevli olduğunu" ortaya çıkardı. Malatya Savcılığı yine 27 Nisan'da, Emre Günaydın'ın gözlem altına alındığı İnönü Üniversitesi'ne bir yazı yazdı.

ÜSTEĞMENİN ADI KARIŞTI
Bu yazıda, Günaydın'ın odasındaki görüntülerle ilgili polise gerekli talimatların verildiği, bu işlem için de emniyet yetkilileri ile soruşturmada görev alan Üsteğmen H.İ.'ye gerekli kolaylığın Üniversite Hastanesi'nce sağlanması isteniyordu. H.İ.'nin ismi, davanın açılması aşamasında bu kez "suçlanan kişi" olarak ortaya çıktı. Emre Günaydın'ı iki asker ve bir öğretim üyesinin azmettirdiği iddiasını içeren ihbar mektubunda H.İ.'nin ismi geçiyordu. Askeri savcılık şimdi, cinayetle ilgili soruşturmada görev verilen H.İ.'nin olayın azmettiricisi olup olmadığını araştırıyor.

SAVCIYA SORUÅžTURMA
Yayınevi baskını sanıklarıyla irtibat kurulan telefonun sahipleri, telefonları yakınlarına verdiklerini öne sürdüler. Adalet Bakanlığı bu haberler üzerine, Yıldırım'la görüşülen telefonun üzerine kayıtlı olduğu Kartal Cumhuriyet Savcısı hakkında inceleme başlattı.
Sabah
YORUMLAR

İlk yorumu yapmak ister misiniz?
   MALATYA İŞ İLANLARI Doðru iþ, doðru eleman... Mulakat.net
  Ä°ÅŸ Ara   Eleman Ara   Ä°lan Yayınla ( Ücretsizdir. )   81 İl, 1.100 İlçe İş İlanları   WEBMASTERLAR İçin