|
Muş'un Varto ilçesi Müftülüğü bünyesinde Varto Lisesi kapalı spor salonunda yapılan bir etkinlikle kutlu doğum haftası kutlandı.
Muş'un Varto ilçesi Müftülüğünce Varto Lisesi kapalı spor salonunda gerçekleştirilen kutlu doğum haftası etkinliklerine Varto Belediye başkanı Vekili Nurşen Değer, Muş il müftüsü Dursun Ali Şeker, İlçe Müftüsü Abdulkadir Özkan, Milli Eğite Müdürü Yakup Yavaş, İlçe Tarım Müdürü Kadir Ateş, Esnaflar adına Esnaf ve sanatkârlar odası Genel sekreteri Ural Tepeli, Sağlık Gurup başkanı Dr. Aydın Toktamış, Kamu kurum ve kuruluş amirleri siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Etkinlik bir dakikalık saygı duruşu ve istiklal marşı ile Kur'anı kerim okunması ve yüce mealinin Tepe köyü imamı Feyat Yıldırak’ın okumasının ardında, günün önem ve anlamını belirtir konuşmasını ilçe müftüsü Vekili Abdulkadir, Özkan yaptı.
Kutlu doğum münasebetiyle sizlere peygamber efendimizin sav hayatından bazı anları hatırlatmaya çalışacağım. Ama onu anlatmakta acze düşeceğim için de beni mazur görmenizi istiyorum. Şairin dediği gibi, ey Muhammed sen makalemle değil makalem seninle güzel oldu. Şimdi gelin 1428 yıl öncesine dönelim. Allah’ın halilim dediği Hz İbrahim’in torunu Hz Muhammed’in doğum gününe. Resulullah sav rebiül evvel ayının 12. gecesinde dünyaya teşrif eder. Hz Resulullah sav Abdullah’ın yetimi olarak dünyaya gelir. O da ilk andan itibaren tüm yetimlerle aynı kaderi paylaşır. Mekke’ye gelen sütanneler bu yetimi almak istemezler. Sütannesi Halime alabilecek başka kimseyi bulamayınca onu alır ve kendisine süt evlat edinir. Altı yaşında Medine’deki akrabalarını ziyaretten dönerken yolda Ebva bölgesinde annesini de kaybeder. O diğerlerinden farklı bir çocuktur. Sütannesi Halime bunu fark eder. Onun evlerine getirdiği bereketi ailecek yaşarlar. O diğerlerinden farklı bir çocuktur. Dedesi, amcaları onu kendi öz evlatlarına tercih ederler. O daha çocuk denilecek yaşta Kur’an ı kerimde de anılan ticaret seferlerine amcalarıyla beraber çıkmaya başlar. Şam seferi esnasında kervan içinde kutlu bir kimsenin olduğunu hisseden rahip Bahira kervanı davet eder ve henüz bir çocuk olan peygamber efendimize bazı sorular sorar. Onun gelmesi beklenen hak peygamber olduğunu anlayınca amcasına çocuğu Şam’a götürmemesini tembih eder.
Resulullah sav Tevrat’ın ahir zamanda geleceğini haber verdiği, Tevrat’ın Mesih’i, İncilde Hz İsa’nın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği, incilin faraklitidir. Doğduğu gece Yahudi âlimleri Mesih’in yıldızının doğduğunu görerek onu ramak ve bulmak ümidiyle ta Mekke’ye kadar gelirler ve Mekke’de o gece doğan bir çocuk olup olmadığını araştırırılar. Resulullah sav efendiliği ile Mekke’nin efendisidir. Ve olgunluk günleri gelir. Muhammedül emin olur öyle ki Medine’ye göç ederken kendisine inanmadıkları halde değerli eşyalarını ona emanet eden Mekkelilerin emanetlerini geri vermesi için Hz Ali’yi görevlendirir. Sonra kendini yalnızlık iklimine bırakma dönemi gelir. Mekke’den ve onun günah ile yoğrulmuş debdebesinden ayrılarak Nur dağında inzivaya çekilir. Ve bir gece karanlığı yararak mağaradan içeriye bir yabancı süzülür. Böyle bir anda korkmamak mümkün değildir. Onu takati kesilinceye kadar zorlar Ona kâinatın en ağır yükünü yükler. Yaradan rabbinin adıyla oku, der.
 Ve Muhammed sav peygamber olur. Sonra insanları İslam’a davet dönemi başlar. Önceleri bu daveti gizli olarak güvendiği insanlara götürür. Bir gün Allah’tan aldığı emirle insanları açık bir şekilde İslam’a davet etmesi gerektiğinde Ebu Kubeys dağından Mekkelilere şöyle seslenir: “Ey Mekkeliler ben, size şu dağın arkasında bir ordu var Mekke’ye saldırmak üzere desem bana inanır mısınız? Mekkeliler; biz senin yalan söylediğini görmüş değiliz elbette inanırız, dediklerinde o, öyleyse sizleri ölümden sonra bir hesap var diye uyarıyorum” der. Sonra sıkıntılar ve işkenceler başlar. Kureyş onu ilk önce kendi içinde hicrete mahkûm eder. Ona inananlarla tüm alış verişi yasaklarlar. Öyle ki bu muhasara günlerinde toprağa karışmış olarak buldukları deri parçalarını kaynatıp yemek zorunda kalırlar. Sonra o güne kadar kendisini muhafaza eden amcası Ebu Talip ölür. Ve peşinden de vefakâr eşi annemiz Hatice. Bu iki değerli insanın ölmesi hemen kendisini hissettirir. Bir gün Resulullah sav Kâbe’de namaz kılarken ebu cehil bir deve işkembesini onun mübarek başının üzerine boşaltacak ve buna aşırı derecede üzülen peygamber sav, “amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin” diyecektir. Onu sevmeyenlerin nefretinden daha büyüktü onu sevenlerin sevgisi. Öyle ki Bedir harbinden sonra meydana gelen reci’ hâdisesinde esir edilerek Mekkelilere satılan hubeyb Mekkelilerin, “dininden dön seni serbest bırakalım. Sen burada acı çekerken Muhammed rahat bir halde hayatına devam ediyor, “Şimdi senin yerine Peygamberinin burada olmasını, onun öldürülmesini istemez misin?”dediklerinde; Hubeyb (r.a.), “Muhammed Aleyhisselâmın, değil şu an burada benim yerimde olmasını, Medine’de yürürken ayağına bir diken batmasına dahi razı olmam!” der. Yine Taif’e yaptığı yolculukta Taiflilerin ona attıkları taşların önüne kendini siper edecekti evlatlığı zeyd. Fakat onun tüm koruma çabalarına rağmen yine de efendimizin sav başından ve vücudunun muhtelif yerlerinden akan kan onun ta ayaklarına kadar süzülür. Gelin onun bu acılar içinde iken ettiği duayı birlikte dinleyelim. “İlahi, kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, insanlar nezdinde hor görüldüğümü, ancak sana arz eder, sana şikâyet ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi sensin. İlahi! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhamet edersin. İlahi! Suç bende Sen yeter ki razı ol ben affını diliyorum. Bütün kuvvet, her kudret ancak Sendendir.” Onun sevgisi mümin gönüllere o kadar işlemişti ki, ey Sad dediğin de cevap, anam babam sana feda olsun buyur ya Resulallah, ey Ali, ey Ömer, ey Zeyd, dediğinde her kime seslenirse aynı şekilde cevap verilirdi. Sonra Mekke’nin fethine sıra geldi. O af ilan etti. Kimseye dokunulmayacak
İlçe dışında bulunan Kaymakam Mehmet Yıldız ile Varto Belediye Başkanı Demir Çelik’in kutlama mesajları okundu.
İl müftüsü Dursun Ali Şeker'in Milli ve manevi değerlerimiz konulu konuşmasında kadın ve erkeğin bir birine üstünlüğü yoktur. Her iki varlıkta aynı seviyede ve aynı değerlere sahiptir. Dedi. Yapılan konferansın ardında, ilahiler ve sinevizyon gösterimi ile katılımcılara dağıtılan Kuranı kerim Türkçe meali ve güllerin ardında etkinlik sonlandı. |